RFID Perakende Operasyonlarını Kolaylaştırıyor mu?

 

ERDEM ACAR | YAZILIM UZMAN YARDIMCISI

Her geçen gün kendini yenileyen ve geliştiren teknoloji, sağladığı kolaylıklar ve avantajlar sayesinde bizlerin olduğu gibi birçok sektörün de olmazsa olmazlarından olmuştur. Son yıllarda daha çok kullanılmaya başlanan RFID teknolojisi de perakende sektörü için birçok kolaylık ve yenilik getirmiştir.

Perakende sektöründe stok durumunu anında ve doğru kontrol edebilmek, mağazalar içinde ürünlerin güvenliğini sağlamak ve ürünler hakkında birtakım istatiksel bilgiler edinmek (hangi ürünün daha çok ilgi gördüğü gibi) bir hayli önemlidir. Mağazaya gelen müşterilere aradıkları ürünlerin stokları hakkında doğru ve zamanında bilgi verebilmek satışları olumlu yönde etkilemektedir. Ancak birçok mağazada sistemdeki stokların yanı sıra fiili stoklar birtakım aksaklıklardan dolayı doğru olmayabiliyor. Bu da ciddi ciro kayıplarına yol açıyor.

RFID NEDİR? NASIL ÇALIŞIR?

  • Radio Frequency Identification (RFID) canlıları ya da nesneleri radyo dalgaları ile tanımlamak için kullanılan teknolojilere verilen genel isimdir. Birçok tanımlama biçimi vardır ama en yaygın olanı bir canlıyı ya da nesneyi tanımlayan bir antene bağlanmış mikroçip içine kayıt edilebilecek diğer bilgiler de eklenerek tanımlama daha belirgin hale getirilebilir. Anten, çipin tanım bilgisini bir okuyucuya iletilebilmesini sağlar. Okuyucu, RFID etiketinden aldığı radyo dalgalarını dijital bilgiye dönüştürerek bilgisayar sistemine geçmesini sağlar. Aslında 1970 lerden beri var olan ancak maliyetler dolayısıyla pek tercih edilmeyen bir teknolojidir. Günümüzde RFID etiketi 20 cent ya da daha fazla, okuyucusu ise 1000$ üzerinde maliyetlerdedir. Gelişen teknoloji ile maliyetlerde düşüş olur ise barkod ve şu an kullanılan alarmların yerini alabilir.
  • Bir RFID, antenli bir çipten yapılan etikettir ve bu etiketi okuyan bir okuyucu vardır. Okuyucu, cihaz elektromanyetik dalgalar yayar. Etiket anteni, bu dalgaları almak için ayarlanmıştır. Pasif bir RFID etiketi, okuyucudan yayılan dalgaları algılar ve bunu mikroçipin devrelerini harekete geçirmek için kullanır. Mikroçip, bu dalgalardaki dijital bilgiyi değiştirir ve okuyucuya geri gönderir. Okuyucunun etiketi okuyabileceği mesafeler de etiketin tipine göre değişiklik göstermektedir. Genelde düşük frekanslı etiketler 0.33 m ve daha az uzaklıktan okunabilir. Yüksek frekanslı etiketler 1 m ‘den, UHF etiketler ise 3 – 7 metreden okunabilir. Daha büyük uzaklıklar gerektiğinde, aktif etiketler güç kaynağı kullanarak 100 m ve daha fazlasını destekleyebilir.

RFID’NİN PERAKENDE SEKTÖRÜ İÇİN SAĞLADIĞI KOLAYLIKLAR

  • RFID teknolojisi sayesinde her bir ürünün kendine özel bir kimlik kartı oluyor. Bu teknoloji sayesinde müşterilere en doğru yanıtlar verilerek ciro artışı sağlanabilir ya da uygulanacak ek çözümler ile personelden yardım almak istemeyen müşteriler için ürün stokunu ve hatta mağaza içerisindeki konumu gösterilebilir.
  • Her mağaza stok takibi ve kayıp kaçağı en aza indirmek için belli periyodlar ile sayım yapmaktadır. Bu sayımlar oldukça maliyetli ve zaman alıcıdır. RFID teknolojisi kullanarak yapılacak sayımlar çok daha kısa zamanlarda ve çok daha az maliyetli şekilde yapılabilmektedir.
  • Perakende sektöründe hangi ürünlerin daha çok ilgi gördüğünü öğrenmekte önemlidir. Bu bilgiye, ürünlerin satışı yanı sıra hangi ürünlerin daha çok denendiği bilgisi ile de öğrenebilirler. Ve bu bilgi ile rafta beğenilmiş, denenen ama satılamayan ürünlerin neden satılamadığı hakkında bilgi sahibi olabilirler. Bu bilgi ile bir sonraki dönem üretilecek ürünlere yön verebileceklerdir. Ya da kabine giren ürünlerin % kaçının satışa dönüştürülebildiği istatistiği tutularak mağaza\personel performans ölçümü yapılabilir.
  • Mağazalardaki ürün güvenliği için kullanılan alarmlar yerine her ürünün üzerinde kendi kimliği için tanımlanmış RFID etiketleri kullanılabilir.
  • RFID teknolojisi otoparklar, otoservisler, depolar ve hastaneler gibi perakende dışında sayısız alanda da kullanılabilmektedir. Bunun gibi sektöre yön verecek teknolojiler gelişmeye devam ettiği sürece gelecekte perakende sektöründe insan gücüne ihtiyaç duyulmayacak gibi durmaktadır ki yurt dışında marketlerde örnekleri oluşturulmaya başladı bile; RFID teknolojisini yapay zeka ile birleştiren Amazon Go’da mobil cihazlar için hazırladığı bir uygulama ile birlikte kasiyersiz bir mağaza açtı. Kullandığı teknoloji sayesinde müşteriler mağazaya girerken uygulama üzerinde QR kodu okutuyor ve almak istedikleri ürünleri çantalarına koyup çıkıyorlar. Ödeme tutarları ise amazon hesaplarından düşülerek makbuzları kendilerine iletiliyor.
Please follow and like us:

İş Hızında Kararlar

BÜLENT DAL | CEO

Veriden karara ve aksiyona giden sürecin işleyişinde işletmelerin ciddi gelişim göstermesi gerektiği bir dönemin içerisindeyiz. Yapay zeka, robotlardan bahsettiğimiz tamamen dijitalize olmuş süreçlerde kararları otomatik hale getirme konusunda gayet hızlı ilerlemeler kaydetmekle beraber insana dayalı süreçler ve organizasyonel hiyerarşilerin olduğu işletmeler dünyasında aynı hızı yakalayamamış bulunmaktayız.
Çok önemli bir kesimini halen insanların aldığı kararların büyük çoğunluğunun anlık gelişmelere endeksli operasyonel süreçlerde verilmesi gerekiyor. Veriye dayalı bir şekilde verilmesi gereken bu kararlar için ham petrol olarak nitelendireceğimiz operasyonel veriyi işleyerek kullanmak önem arz ediyor. Bu noktada arabamıza nasıl işlenmemiş petrol koyarak çalıştırmamız mümkün değilse, veriyi anlamlandıracak bir içgörüyü karar verecek iş çalışanlarına sunmayan işletmelerin de veriden değer yaratması mümkün olmamaktadır.
Verinin hacimsel artış hızı, veriden istifade etmedeki artış hızından daha fazla. Veri işleme sürecine baktığımızda, son 1 sene içerisinde 100 terabyte’dan daha fazla veriye sahip şirket sayısının yaklaşık 2 katına çıktığını görüyoruz. Adeta veri içerisinde boğuluyoruz, ancak işletmeler sahip oldukları yapısal verinin ancak %20’sini, yapısal olmayan (sosyal medya, diyalog, konuşma, görüntü, sensör vb.) verilerin ise %10’unu (*) verdikleri kararlarda kullanıyor. Söz konusu kararların daha akıllı, otomatik ve optimum olmasına yönelik bir çıta koyduğumuzda bu oranlar daha da aşağıya düşüyor. Özetle işletmeler veriye ancak küçük bir pencereden bakabiliyor. Başka bir deyişle de işletmeler neyi bilmediğini bilmiyor. Veri içerisinde boğulmasına rağmen, veriden faydalanamama diye nitelendireceğimiz bu problemin arkasında insan, süreç ve teknoloji olarak tasnifleyebileceğimiz üç önemli sebep bulunmaktadır.
İnsana dayalı en önemli problem, iş tarafı ile bilgi teknolojisi birimlerinin veriye dayalı yönetim yetkinliğini artırmak için yapılacaklarda ortak aksiyon alamamasıdır. Normalde teknolojik olarak yapılması gerekenler yıllardır aynı ve belli. Fakat bu tariflenileni hayata geçirmek iş dinamikleri nedeniyle kolay değil. Çünkü iş tarafı öncelikli olarak yeni bir mağaza açılışı, kampanyaya çıkış vb. acil işlerinin yapılmasına öncelik vermekte. İş tarafının işini nasıl yöneteceği ile ilgili bir tarif ve bakış açısı getirmekle ilgili önceliğinin olmaması durumunda bilgi teknolojisi ekiplerinin getirebileceği çözümlerin başarılı olması mümkün olmayacaktır.
Sürece dayalı en önemli problem ise işletmelerde hangi süreçte hangi göstergeye bakıp hangi kararın alınacağı ile ilgili tepeden en uçtaki karar vericiye kadar bir veriye dayalı yönetim disiplininin olmamasıdır. Böyle bir disiplin yoksa, şirket içerisindeki kısıtlı sayıdaki kişi ya da veri bilimcilerin olması da işletmeye yeteri kadar katkı sağlamayacaktır. En kolay teknolojik iş zekası aracı kullanılsa dahi ya alınan sonuçlar subjektif olacaktır ya da kararlarda etkin olmayan kişilerin bulduğu doğru sonuçlar gerçek hayattaki karar ve aksiyonlara büyük ölçüde yansıyamayacaktır.
Teknolojik açıdan; halen işletmelerin %66’sının (*) raporlama ve analiz içeriklerinin yarısından fazlasını excel’lerde tuttuğunu görmekteyiz. Yani, kurum geneline yansımış veriye dayalı bir yönetim kültürüne sahip değiller. Birçok karar halen deneyime dayalı alınmakta, birçok karar da self servis iş zekası araçları veya excel’ler üzerinde kişisel yorumlamalarla hayata geçmektedir. Halen işletmelerin ancak %34’ü herhangi bir sonucun sebebini iş hızında  öğrenebilmektedir (**). Örneğin neden A ürününün B ürününden daha iyi sattığı ya da neden A kategorisindeki karlılığın düştüğü sorusunun cevabını ellerindeki araçlar ve altyapı üzerinden öğrenmeleri vakit alabilmektedir. İşletmelerin ancak %3’ü kritik kararları için öngörü yapabilmektedir.
Veriye dayalı yönetim yetkinliğini artırmak için karar vericileri direkt ham veri ile baş başa bırakmaktansa takip edilmesi gereken hesaplanmış göstergeler ve içgörüler üzerinden hızlı ve doğru karar almayı sağlayacak bir sistemi hayata geçirmesi gerekmektedir. Aksi takdirde veriden hesaplama, analiz ve öngörüler yapmaya hazır hale getirmek için harcanan süre ve kişilerin yorumuna bağlı yanlış sonuçlarla verinin potansiyel değerinden çok az ölçüde istifade edilmiş olunacaktır.

Kaynaklar: (*)Business Technographics Global Data and Analytics Survey, Forrester, Haziran 2017.
(**) Augmented Analytics Is the Future of Data and Analytics, Gartner, Temmuz 2017.

Please follow and like us:

Veritabanınız Tehditlere Karşı Hazır mı?

GÖKHAN GÜRSOY | UYGULAMA DANIŞMANI

Veri tabanı uygulamaları; veriyi, bilgiyi saklayan yazılımlardır. Saklama işlemi farklı yazılımlarda yapılabilir ama aradaki en önemli fark, veri tabanın bu bilgiyi verimli ve hızlı bir şekilde yönetip değiştirebilmesidir. Büyük orandaki verilerin güvenli bir şekilde tutulabildiği, bilgilere hızlı erişim imkanlarının sağlandığı, bilgilerin bütünlük içerisinde tutulabildiği ve birden fazla kullanıcıya aynı anda bilgiye erişim imkanının sağlandığı programlardır. Veri tabanı uygulamanızı takip ettiğinizden emin olmak için bu kontrol listesinin bir nebze etkili olabileceğini düşünüyorum.

Günümüzde güvenlik ihlalleri artan bir fenomendir. Daha fazla veri tabanına erişilebilir hale geldikçe Internet ve web tabanlı uygulamalar aracılığıyla güvenlik tehditlerine maruz kalma durumları artacaktır. Amaç, bu tehditlere karşı duyarlılığı azaltmaktır. Belki en çok yayınlanmış veri tabanı uygulaması güvenlik açığı en bilinen yöntemlerden biri olan SQL injection ve arabellek taşmalarıdır.

Temel olarak baz alınacak yollar; yapılandırma, veri korumaları, hesap sağlama, OS / veri tabanı etkileşimi ve veri tabanını kullanan ön uç uygulamalar için dikkat edilmesi gerekenlerdir.

Erişim Kontrolleri ve Yetkilendirme Adımları

Verileri korumak için kullanılan birincil yöntem, verilere erişimi sınırlandırmaktadır. Sisteme erişimi kısıtlamak ve yetkisiz erişimi engellemek için farklı kontroller sağlanır. Belirli veri nesnelerine ve veri kümelerine haklar ve ayrıcalıklar atayarak işlemler yapılır. Bu işlemler bir veri tabanı içinde genellikle tabloları, görünümleri, satırları ve sütunları içerir.

Örneğin, X bir kullanıcının yetki ayrıcalıklarıyla Y veri tabanına giriş hakkı verilmesi. İlgili yapıda daha uzun bir veri tabanı olduğunu düşünürsek; daha fazla erişim hakkı, daha fazla kontrol gerektirecektir.

  • Daha güçlü şifreler uygulayın

Veri tabanı yetkilendirmelerinde, kontrol için alan düzeyinde erişim kullanıyorsanız daha güçlü şifreler için politikalar ayarlayabilirsiniz.

  • Rolleri ve grupları yakından inceleyin

Daha fazla kontrol, kullanıcı ve daha önce tanımlanmış sistem rollerinin yönetiminde ise esneklik sağlar.

Bir veri tabanı yaratıldıktan sonra, veri tabanı yöneticisi diğer kullanıcılara erişim hakkı sağlamak için, veri tabanına erişim ve üzerinde bazı uygulamaları gerçekleştirme hakkı vermek durumundadır. Güvenliği sağlamak için, yönetici kimlerin veri tabanına bağlanacağını ve hangi uygulamaları gerçekleştireceğini belirlemelidir. Kullanıcı isimleri ve şifreler oluşturulduktan sonra, kullanıcılara veri tabanı üzerinde yapabilecekleri işlemler atanır. ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Standardındaki Görevler Ayrılığı ilkesine göre hareket edilmesinde fayda vardır.

Sonuç olarak yapılacak noktalara tekrar kısaca değinmek gerekirse;

  • Hassas verilerinizi keşfedin, kataloglayın ve envanter oluşturun.
  • Güncel olmayan kimlik doğrulama sistemlerine ait istemcilerin bağlantılarını engelleyin.
  • Veri kaybolduğunda veya çalındığında ne yapacağınıza dair bir plan yapın.
  • Felaket kurtarma planı yaptırın.
  • İş birliği kültürü oluşturup, uygulama geliştiricilerini tanıyın.
  • Kullanıcıların sadece belirttikleri sistem üzerinden bağlandıklarından emin olun.
  • Kullanıcıyı yönetmek (yaratmak, silmek, denetlemek) için politikalar oluşturun.
  • Tehdit ve güvenlik olaylarını ve raporlama prosedürünü tanımlayın.
  • Belirli veri nesnelerinin duyarlılığını değerlendirin.
Please follow and like us: