BDD ve Bize Getirdikleri

Miray TOSUN yurtseven | ÜRÜN YÖNETİCİSİ

Günümüzde bir işin kalitesinin kanıtlanması için geliştirmeler bittikten hemen sonra test yapılması gerekmektedir. Testler, bir işin istenildiği gibi olup olmadığının en önemli kanıtlarından biridir. Bir diğeri ise iş birimleri (business) ile yapılan testlerdir. İş birimleri kendi kullanım alışkanlıklarına, talep ettikleri ürüne göre ve işleyişlerine göre test ederler. Yani kendi davranışsal testlerini yaparlar. İşte buradan yola çıkarak yeni bir test yaklaşımı da hayatımıza girmiştir.

Son dönemin popüler test yaklaşımı olarak sıklıkla duyduğumuz BDD (Behaviour Driven Development-Davranış Odaklı Geliştirme) aslında TDD’ye (Test Driven Development-Test Odaklı Geliştirme) alternatif olarak çıkmış bir kavramdır.

TDD ile yazılım geliştirme ve test otomasyon süreçlerinin maliyetli olduğu kabul edilmiş bir durum olmasıyla birlikte TDD yöntemiyle kaliteli yazılım yapıldığı gerçeği de göz ardı edilemez. Günümüz şartlarında müşteri taleplerinin hızlıca yapılabilmesi aynı zamanda hem BT (IT) hem de iş birimlerinin (business) ortak dili kullanması için BDD ortaya çıkmış ve iletişimi sağlamıştır.

Aslında tüm yaklaşımlarda olduğu gibi BDD’nin de üzerinde durduğu temel konu kaliteli kod üretiminin sağlanmasıdır.  Bu bağlamda birbirinin dilinden konuşamayan iki birim arasında iletişimi sağlamasının yanında kullanıcı davranışları üzerinden yapılan testler ile hataların daha hızlı bulunmasını sağlamıştır.

Temelinde iki çalışma söz konusudur; birincisi keşif atölyeleri(Sbe-specification by example), diğeri ise çalıştırılabilir özelliklerdir(TDD-test driven development). Keşif atölyesinde BT ve iş birimlerinin yazılımın nasıl davranması gerektiğine karar verdikleri kısa ve verimli toplantılar yaparlar. Bu toplantılar esnasında iş paydaşları ve BT temsilcileri (geliştiriciler ve test uzmanları) uygulamanın özelliklerini ve kullanıcı öykülerini tartışmak üzere toplanırlar. Temel amaç örneklerle sistemin nasıl davranması gerektiğine karar vermektir. İkincisi olan çalıştırılabilir özellikler ise yazılımın istenildiği gibi davrandığını yazılmış otomasyon kodları ile göstermeyi hedefler. Çalıştırılan otomasyon kodları sonrasında hızlıca test sonuçları gözlemlenir ve eksikler belirlenerek yine hızlıca aksiyon alınabilir.

BDD’nin çok kolay bir yazım yöntemi vardır. Verilen-Ne Zaman-Ardından (Given-When-Then) olarak üç başlıkta test senaryoları yazılır. Verilen(Given), belirlenen bir test senaryosu bu başlıkta yazılır. Ne Zaman (When), bir eylemin gerçekleştiği zaman anlatılır. Ardından (Then), belirlenen senaryo ve aksiyon sonrasında uygulamanın nasıl bir sonuç döneceğini anlatır. Örnek vermek gerekirse, herhangi bir uygulamaya giriş yapmak isteyen bir kullanıcı için bu adımları yazdığımızı düşünelim;

Given: Kullanıcı hatalı şifresini şifre alanına girer,

When: Giriş düğmesine basar,

Then: Kullanıcıya girişte yapmış olduğu hatalı şifre ile ilgili hata mesajı gösterilir.

Yine BDD’nin başka bir kolay yöntemi ise Rol-Özellik-Neden matrisi (Role-Feature-Reason matrix). Buna göre öncelikle Rol için “As a” ile başlanır, sonrasında Özellik için “I want” kullanılır ve son olarak ise Neden için “so that” kullanılır. Örnek vermek gerekirse;

As a: Bir perakende müşterisi olarak,

I want: Satın aldığım ürünleri 14 gün içerisinde iade etmek istiyorum,

So That: Böylece geri ödeme alabileceğim.

BDD’nin en önemli özellikleri yazılan test otomasyon kodlarının herkes tarafından okunabilen ve yazılabilen ortak dilin konuşulduğu platform sunmasıdır. Gerek yaklaşım gereği gerekse paydaşların ortak noktasını bulması sebebiyle son dönemde çok moda olmuş ve birçok sektörde kullanılmaya başlanmıştır.

Please follow and like us:

Online Ortamda Yok Satma ve Etkileri

BÜLENT DAL | CEO

Dijitalleşmeye dayalı iş hacimlerinin büyüdüğü pazarlarda, fiziksel mağazadan alışveriş yapan müşterilerin %30’unun aynı zamanda online ortamdan da alışveriş yaptığını göz önünde bulundurduğumuzda yok satmanın online perakendede oluşumu, etkileri ve olası çözümlerini ele almak elzem olmaktadır. Bu doğrultuda yakın zamanda online ortamda yok satma ile ilgili yayınlanan “A Worldwide Study of Extent, Shopper Reactions, and Implications for Non-Food Online Retail Categories,” raporu, online alışverişte aranılan ürünün bulunmaması oranının fiziksel mağazalardan yapılan satış süreçlerindeki yok satma oranının yaklaşık 2 katı büyüklüğünde olduğunu göstermektedir. Online perakende yok satmasına yönelik en kapsamlı ve en güncel olduğu kabul edilen söz konusu araştırma, seçilmiş gıda dışı ürünleri (bebek bakımı, tekstil bakımı, saç bakımı, ağız bakımı, cilt bakımı ve traş bakımı) kapsamında ve Amerika, Çin, Fransa, Almanya, Japonya ve İngiltere baz alınarak gerçekleştirilmiştir.
Online ortamda ürün bulunurluğu; bir ürün online ortamda satın alınabiliyorsa, online mağaza deposu, fiziksel mağaza veya açık pazaryerinden belirtilen aralıkta tedarik edilebilmesi olarak tariflenmektedir. Fiziksel mağazada yok satmaya Out Of Stock (OOS) derken online ortamda benzeri duruma Not Online Available (NOLA) denilmektedir. Eğer ürün sayfası erişilebilir durumdaysa ve buna rağmen perakendeci ürünün stokta olmadığını belirtiyorsa ya da ürüne dijital ortamda erişilemiyorsa (void) ürün online ortamda yok satmış kabul edilmektedir.
Araştırmaya göre Amerika’da online ortamdaki yok satma oranı %15 ile daha önce fiziksel mağazalar için yapılan araştırmada ortaya çıkan %8.3’lük oranın yaklaşık 2 katı büyüklüğünde iken Amerika dışı ülkelerde yok satma oranının %20’ye çıktığı tesbit edilmiş bulunmaktadır. %20’lik yok satmanın yaklaşık %8’i aranan ürünün web sitesinde görüntülenememesinden (“void”) kaynaklanmaktadır. Bu durumun iki izahı bulunmaktadır; birincisi ürün gerçekten fiziksel olarak olmadığı için gösterilememekte, ikincisi ise ürün teknik problemlerden dolayı gösterilememektedir. Obase olarak deneyimlerimize dayanarak, teknik problemlerin altında halen birçok arama motorunun ürünleri listelerken aramak için yazılanların anlamları ve temalarına göre akıllı arama yapmamasının da etkisi olduğunu düşünmekteyiz.
Araştırmanın en çarpıcı çıktılarından birisi online ortamda ürün bulunamadığı zaman alışveriş yapanların tepkilerinin, fiziksel mağazada ürünün rafta bulunamaması durumuna göre gösterilen tepkiden farklı göstermesi olmuştur. Fiziksel mağazadaki yok satma durumunda perakendeci daha çok kayba uğrarken, online ortamda yok satma olduğunda olumsuz etki daha çok markalara yansımaktadır. Online müşteri ürünü bulamadığı zaman başka bir arama gerçekleştirmeyi ve muadil bir ürün bulmayı çoğunlukla tercih etmektedir. Fiziksel mağazadaki raf bulunurluğuna dayalı aynı ekip tarafından yapılan araştırmaya göre yok satmada toplam kaybın %54’ü perakendeciye yansımaktaydı. Tüketici ürün rafta bulunmadığında mağaza değiştirmekte, satın almaktan vazgeçmekte ya da satın almayı ertelemekteydi. Online ortamdaki alışveriş için yapılan yok satma araştırmasına göre aranan ürün bulunmadığında alışveriş yapanların yaklaşık %30’u başka bir perakendeciye yönelmektedir. Online ortamda ürün bulunamadığında verilen tepkiler 5 kategoride sınıflanmaktadır. 1. Başka bir online mağazaya yönlenme. 2. Başka bir markaya yönelme. 3. Ürünün başka bir varyantını tercih etme. 4. Ürünü almaktan vazgeçme veya alma kararını öteleme 5. Başka bir kanaldan satın almayı tercih etmek; örneğin fiziksel mağazaya gidip satın almak.
Araştırmayı destekleyen ana kuruluşlardan birisi olan Grocery Manufacturers Association (GMA)’e göre, müşteriler bir ürünü almak istediğinde bulamamasından kaynaklanan online satış kaybı potansiyeli yıllık 17 milyar dolar gibi bir rakama tekabül etmektedir. Daha önce GMA’nın 2002 ve 2008 yıllarında perakende fiziksel mağazalarında raf yok satma alanında yine sektörün en kapsamlı ve en çok referans alınan çalışmalarını yapan kişiler tarafından bu araştırma ve rapor gerçekleştirildi. Rapor, IE Business School’daki işletme ve teknoloji profesörü Daniel Corsten ve New Hampshire Üniversitesi’nde pazarlama profesörü olan Thomas Gruen tarafından hazırlandı.
Online ortamda ürün bulunurluğu artık önemli bir mesele haline gelmiştir. Ürün ana verisinin tutarlılığı, anlık stok takibi, arama motorlarının anlamsal içerik aramasını desteklemesi, talep öngörüsündeki tutarlılığa dayalı bilgi sistemleri ve çözümler online ortamdaki yok satma oranını azaltmak üzere ilk ele alınması gereken başlıklar arasında yer almalıdır. En önemli çözüm gerektiren şartı ise, her zaman vurguladığımız gibi veriye dayalı perakendeci ve tedarikçi işbirliğine dayalıdır.

Please follow and like us: