Robotik Proses Otomasyonuna Giriş

SİNEM BATMACA | TEST UZMANI

Robotik Proses Otomasyonu nedir?

Robotik Proses Otomasyonu (RPA) temelde, rutin ve tekrarlı prosesleri otomatize eden yazılım çözümleri olarak ifade edilebilir. Bu sayede, çalışanların zamanlarını ve eforlarını daha katma değerli ve karmaşık görevlere adamaları sağlanır. Proses otomasyonu yapılırken öncelikle, yüksek oranda manuel, sık tekrarlanan, kural tabanlı ve standart elektronik okunabilir girdileri olan prosesler hedef alınır.

Robotik Proses Otomasyonu kullanımını teşvik eden anahtar pazar faktörleri nelerdir?

Maliyeti azaltma, büyüme, dış kaynak pazarında doygunluk, müşteri beklentileri, yeni teknoloji, uyumluluk ve düzenlemeler, birçok organizasyonu mevcut operasyon modellerini yeniden değerlendirmeye zorlayan; iç ve dış paydaşlarına fonksiyonel ve işlevler arası süreçler sunmalarını sağlayan en önemli pazar faktörleridir.

Maliyetleri düşürmek ve müşteri deneyimini arttırmak şirketlerin her zaman en önemli hedefledikleri arasında olmuşlardır. Yüksek teknoloji geliştiren endüstriler gibi, hızla büyüyen endüstriler, çalışan sayısı artırmak yerine ölçeklendirmenin daha farklı ve akıllı yollarını aramaktadırlar. Bu nedenle; RPA, AI ve dijital çözümler gibi yeni teknolojiler pazar üzerinde büyük bir etkiye sahiptirler.

Dış kaynak kullanımına olan doygunluğun artması ve bu alanda sürekli yeni düzenlemeler getirilmesi de RPA kullanımını tetikleyen faktörler arasındadır.

Robotik Proses Otomasyonunun işletmelere kazandıracağı faydalar nelerdir?

  • RPA, proses kalitesini arttırması, uyumluluk, güvenlik ve süreklilik özellikleri sayesinde süreçlerin geliştirilmesine olanak sağlar. Bu da çıktının ve genel verimliliğin artmasını sağlamaktadır.
  • Çalışan performansını arttırarak, verimlilik ve kalıcılık arttırılır.
  • Çalışanların rutin ve sıkıcı işlerden katma değeri yüksek işlere yönelerek iş tatminlerinin arttırılması sağlanır.
  • Süreçlerin tamamlanma süresinin kısaltılması; saatlerden dakikalara, dakikalardan saniyelere inmesi sağlanabilir; ölçeklenebilirlik arttırılmış olur.
  • İnsanlar tarafından yürütülen süreçler hataya eğilimlidir, robotik süreç otomasyonu ile hata oranlarında belirgin azalmalar sağlanmaktadır.
  • İnsandan kaynaklanan hatanın azaltılması, bilgilerin robota aktarılması ile personelin işten çıkması durumunda mağduriyetin yaşanmaması ve işgücü oranın yükselmesi ile proaktif risk yönetimi sağlanmaktadır.
  • Maliyetleri azaltması diğer önemli bir avantajdır: Bir RPA robotu 24/7/365 çalışabilir, RPA, herhangi bir büyük IT mimarisi değişikliği veya temel sistemler ile derin bir entegrasyon gerektirmediği için maliyetleri Kurumsal Kaynak Planlama sistemlerine göre düşüktür; entegrasyon süreleri de görece çok daha kısadır.
  • Robotlar tarafından gerçekleştirilen tüm aktiviteler, her operasyonel gereksinime uyarlanabilecek görsel dashboardlar gibi özelleştirilmiş raporlama araçlarıyla kaydedilebilir ve yorumlanabilir.

Robotik Proses Otomasyonu ile  hangi proseslerin otomasyonu gerçekleştirilebilir?

  • Otomasyon için en iyi aday çözümler, son derece manuel olan ve tekrarlayan süreçlerdir.
  • Süreçteki adımlar bir örüntü izlemeden sık sık değişiyorsa, genellikle otomatikleştirilmesi önerilmez.
  • Standart okunabilir elektronik girişin olması, RPA uygunluğundaki bir diğer önemli kriterdir. Ancak, ABBYY FelexiCapture ve OCR teknolojileri ile görüntü taraması da yapılabilmektedir.
  • Sık gerçekleştirilen ve işlem hacminin yüksek olduğu prosesler otomatikleştirilirse en çok zaman ve emek kazancı sağlanacağı için bu proseslere öncelik verilmelidir.
  • Standart hale getirilmiş ve iyi dokümante edilmiş olgun ve istikrarlı süreçler, genellikle yeni senaryolar oluşturma, yeniden tasarım ve optimizasyon gerektirmediklerinden diğer süreçlere göre daha önceliklidir.
  • Periyodik olarak raporlama, veri girişi ve veri analizi süreçleri, toplu e-posta oluşturma, arşivleme, çıkarma süreçleri ve ERP ve diğer bilgi işlem yazılımı süreçleri otomasyonu gerçekleştirilebilecek ideal süreçlerdendir.

Her işletmede insan kaynakları hizmetleri, finans ve muhasebe, bilgi işlem hizmetleri, tedarik zinciri süreçleri robotik süreç otomasyonu araçları ile otomatikleştirilebilir.

  • İnsan Kaynakları (IK) Servisleri, rutin ve sık tekrarlanan son derece standartlaştırılmış prosesleri içerir. İşe alım, veri girişi, bordro, personel yönetimi gibi birçok IK prosesi otomatikleştirme için uygun süreçlerdendir.
  • Finans ve muhasebe birçok işletme tarafından kayda değer miktarda sürecin otomatikleştirildiği bir alandır. Nakit siparişi (Order to Cash), Satın alma-Ödeme süreci (Procurement to Pay), tedarikçi yönetimi (Vendor Management) gibi süreçlerin otomasyon için ideal aday süreçler olduğu kanıtlanmış ve maliyet tasarrufu, bu süreçlerden hata azaltma ve proseslerin daha hızlı tamamlanması  gibi önemli avantajlar elde edilmiştir.
  • Bilgi teknolojileri(BT) Servisleri, RPA’dan yararlanabilecek bir başka departmandır. Parola sıfırlama, hesabın kilidini açma ve diğer süreçler gibi tipik BT departmanı senaryoları kolayca otomatikleştirilebilir. Bu tip basit süreçleri otomatikleştirmek BT departmanı üyelerinin daha önemli ve karmaşık projelere odaklanmalarını sağlaması açısından avantajlıdır. Karmaşık durumlar için chatbot entegrasyonu ideal bir çözüm olabilir.
  • Tedarik zinciri süreçleri de tipik olarak rutin ve zaman alıcıdır. Envanter Yönetimi, Fatura ve Sözleşme Yönetimi veya İş Emri Yönetimi gibi aktiviteler RPA için otomasyonu gerçekleştirilecek ideal süreçlerdendir.

Bu prosesler elbette, RPA’nin uygulanabileceği pek çok alandan birkaç örneği temsil etmektedir, ancak RPA’yı benimsemek isteyen herhangi bir şirket için iyi bir başlangıç ​​noktasıdır.

Kaynaklar

  1. https://academy.uipath.com/learn/course/RPAAwarenessTraining
  2. Van der Aalst, Wil M. P.; Bichler, Martin; and Heinzl, Armin (2018) “Robotic Process Automation,” Business & Information Systems Engineering: Vol. 60: Iss. 4, 269-272.
    Available at: https://aisel.aisnet.org/bise/vol60/iss4/1
Please follow and like us:

E-Ticaret Analitiği ile Müşterinin Bir Adım İlerisine Geçin

NURAY GÖKMEN KAHVECİ | DİJİTAL PAZARLAMA YÖNETİCİSİ

Veriye ulaşmak ve veri toplamak konusundaki kolaylık, e-ticaret şirketleri için artık sorunun kendisi halini aldı. Bunun en önemli nedeniyse; büyük veri içerisinde kaybolup, bu verilerden anlamlı içgörüler oluşturamamak ve gerçek zamanlı aksiyonlar alamamak. Peki, e-ticaret için büyük veriyi avantaja çevirmek nasıl mümkün olabilir?

Forbes.com’a göre, büyük veriden elde edilen içgörüleri iş kararlarına dönüştürebilen perakendeciler, işletme karlarını %60’a kadar artırabiliyor.

E-ticaret firmaları için, ellerindeki bu kıymetli veriyi E-Ticaret Analitiği uygulamaları ile anlamlaştırmak ve çıktıları müşteri deneyimini artırmak amacıyla kullanmak dışında bir çözüm bulunmuyor. Çünkü geleceğin e-Ticaret dünyasında rekabet edebilemek için ihtiyaçlar şunlar:

  • Müşterinin bir adım ilerisinde olmalısınız
  • Alışveriş alışkanlıklarını analiz edebilmelisiniz
  • Önemli verilerden anlık içgörüler çıkarmalısınız
  • Müşterinin neler aradığını zaten takip edebilir durumdasınız, gelecekte neler arayabileceğini tahminlemelisiniz.
  • Müşteri deneyimini eldeki verilerle kişiselleştirmelisiniz.
  • Müşterinin bir sonraki satın almasını etkileyecek en iyi ürün ve/veya ürün fiyatlandırmasını belirleyebilmelisiniz.

E-Ticaret firmalarının tüm bu ihtiyaçlara yanıt vermesi için anlık ve öngörüsel (Predictive Analytics) analitik yetenekleri olan bir e-ticaret analitik plaftormuna yatırım yapmaları gerekiyor. Böylece müşterilerin ziyaret ettiği sayfalar, siteiçi aramadan satın almaya giden yolculukları, sepette ürün bırakan kullanıcılar, sepet adımından ödeme adımına geçenlerin oranı, siteden hemen çıkma oranı gibi müşteri davranışlarını derinlemesine analiz edip bir sonraki adımda kişiselleştirilmiş bir deneyim ile daha çok ziyaretçiyi müşteriye dönüştürmeniz mümkün olacaktır.

Müşteri davranışlarını detaylı analiz etme ve tahminler oluşturmanın yanı sıra; sosyal medya, web analiz uygulamaları, email gönderimleri, vb. farklı kaynaklardan elde ettiğiniz verileri tekilleştirmek ve bu analizlerden müşteri beklentilerini karşılayacak anlamlı iş kararları çıkarmanız da kolaylaşıyor. Ürün çeşitliliğinizi artırabilir, müşteri alışveriş trendlerine göre öneriler/kampanyalar kurgulayabilir, olası satın almaları önceden tahminleyerek bütçe, stok ve satın almalarını organize edebilirsiniz.

Büyük veri ve analitik e-Ticaret çözümleri geleceğin perakendesini şekillendirmeye yardımcı olurken, satış ve pazarlama gibi iş birimlerinin kısa ve uzun dönemli stratejilerini oluşturmalarını da sağlıyor.

Anlık Veri Analitiği

E-ticaret, anlık ve online olarak yönetilmesi gereken bir iş olduğu için akan/anlık veriden analitik çözümler üretme ihtiyacı ortaya çıkıyor. Obase eCommerce Analytics, öngörüsel (Predictive) analitik yetenekleri ile anlık veriyi, ileri analitik disiplinleri ve MicroStrategy platformunun yetkinlikleri ile harmanlayarak anlamlı analiz çıktılarına dönüştürebiliyor. Detaylı bilgi için tıklayın.

Please follow and like us:

CEO’lar için Veriye Dayalı Yönetim Kültürü

NURAY GÖKMEN KAHVECİ | DİJİTAL PAZARLAMA YÖNETİCİSİ

Günümüzde çoğu şirket veriye odaklı iş süreçlerinden bahsetmekte; ancak verilerden elde ettikleri içgörüleri iş kararlarına uygulamakta yetersiz kalmaktadır. Buna ragmen, veriye dayalı teknolojik yetkinliklerin, firmalarını rakiplerinin önüne geçireceğinin farkında olan CEO’ların sayısı da giderek artmakta. Çoğunluğu da, dijitalleşme ve müşterileri ile etkilişimi artırarak mükemmelleşme yolunda yeni teknolojilere önemli yatırımlar yapmayı planlamaktalar.

Dünya çapında CEO bakış açısını ölçümleyen “2011 Global CEO Outlook” anketine göre;

  • CEO’ların %48’i önümüzdeki üç yıl içerisinde, sektörlerinde teknolojik yeniliklerden kaynaklı ciddi değişimler beklediğini ifade ediyor.
  • %38’I önümüzdeki üç sene içerisinde veri analiz çözümlerine ciddi yatırımlar yapmayı planlıyor.
  • %35’I dijitalleşme yolunda alt yapılarını geliştirmek için önemli bütçeler ayırdıklarını belirtiyor.
  • %59’u ise bu yatırımların işletmelerini ve işletme modellerini dönüştüreceğini düşünüyor.

Anlık Veriler ile Yönetim

Sürekliliği olan kesintisiz bir iyileştirme süreci oluşturamamak her firmanın en büyük sorunlarından biri. CEO’ların yalnızca %13’ü veriye dayalı yönetimin olmazsa olmazlarından biri olan gerçek zamanlı içgörü takibini gerçekleştirebilmek için üretim modellerini izleme ve yineleme yetkinliğine sahip olduklarını belirtiyor. Şirketlerin %89’u gerçek zamanlı içgörüler ile yönetim yapabilmek yetkinliklerinin kısıtlı olduğu ifade ediyor.

Tüm bu yetkinliklere sahip olmak üst yönetimin desteği olmadığı sürece bir anlam ifade etmeyecektir. Yöneticilerin %64’ü üst yönetimin, karar alırken içgörüye dayalı bir yaklaşım benimsediklerini ifade ediyor. Aksi durumda, ileri analitik teknolojilere yatırım yapmanın bir anlamı olmayacaktır.

Please follow and like us:

KOBİ Dünyasında Yapay Zeka Kullanımı için Önemli Bir Fırsat: Chatbot

NURAY GÖKMEN KAHVECİ | DİJİTAL PAZARLAMA YÖNETİCİSİ

Önümüzdeki birkaç yıl içinde Yapay Zeka (AI) kullanımının toplum, bireysel tüketici ve işletmeler üzerindeki etkilerinin artacağı tahmin ediliyor. Yapay Zekanın bu kadar etkili olmasının nedeni, günümüzde yeteri kadar sahip olmadığımız bir şeyi vaat etmesi:  rahatlık.

KOBİ ya da Startup olarak, şirketinizi Yapay Zeka ile dönüştürmek için maaşlı bir uzman çalıştırmanız çok mantıklı olmayabilir. Bunun yerine kullandığınız yazılımların Yapay Zeka yeteneklerinden faydalanmanız daha faydalı sonuçlar yaratacaktır. Halihazırda kullanılan Yapay Zeka teknolojileri işletmeler için oldukça geniş bir yelpaze sunmakta. Ancak şirketlerin bu teknolojilerin tümüne yatırım yapmaları gerçekçi değildir. KOBİniz için kullanabileceğiniz en büyük ve en az maliyetli Yapay Zeka teknolojisi: Chatbotlar.

Yapay Zeka teknolojisi sayesinde chatbotlar gerçek insan gibi iletişim kurabilir hale gelmiş ve bu özellik de onların daha yaygın kullanılmasına neden olmuştur. Yapay Zeka chatbotları artık yemek siparişi almak, hotel odası rezervasyonu yapmak ve uçak bileti kesmek gibi bir görevi sorunsuz gerçekleştirebiliyor. Eğitilmelerine gerek olmadan, benzer problemleri modelleyerek, yeni sorulan soruları yanıtlama yeteneğine sahip hale geldiler. Bu yetenek, insan müdahalesi olmadan görevlerini yapma, problem çözme ve bilgileri derlemelerini sağlıyor.

Yapay Zeka chatbot kullanımı ile bütçe tasarrufu yaparken, hizmet kalitenizi geliştirebilir ve müşteri etkileşimini artırabilirsiniz. Artık kişisel kullanımdan çok, şirketlerin hizmet kalitelerini artırmak için kullanılan chatbotlar, websitelerinde “Müşteri Hizmetleri” ve “Yardım” menülerinin altında yerini almaya başladı. Nielsen tarafından gerçekleştirilen “Facebook Mesajlaşma Anketi”ne göre; önümüzdeki iki yıl içinde müşterilerin %67’si işletmeler ile mesajlaşarak iletişim kurmayı istediğini; %53’ü ise chat opsiyonu sunan işletmelerden alışveriş yapmayı tercih edeceğini belirtiyor.

Mesajlaşma ile işletmelerle iletişim kurmaya ilginin bu derece artıyor olması, her işletmenin bir chatbot edinmesini gerekli hale getiyor. 2016 yılında Oracle tarafından yapılan bir ankete göre; firma yöneticilerinin %80’i halihazırda bir chatbot kullandıklarını ya da 2020 yılına kadar kullanmayı planladıklarını ifade ediyor.

24 saat tüm aramalara yanıt veren bir operatöre gereksiz bütçe harcamak yerine, Yapay Zeka destekli chatbotlar ile müşterilerin tüm sorularına anında ve zaman bağımsız olarak yanıt vermenin daha verimli sonuçlar yaratacağı bir gerçek. KOBİler için chatbotlar benzersiz bir müşteri deneyimi sunma imkanı sağlıyor. Müşteri deneyimini geliştirme ve aynı zamanda operasyon verimliliği artırma şansını vermenin yanında; müşterinin iletişime girdiği zaman ve yerde etkili, rahat ve birebir iletişim kurmaya imkanı sunuyor.

Please follow and like us:

Sürdürülebilirlik üzerine fark yaratan bir iş modeli – “Hayat için Coyuchi” ve arkasındaki lider

BÜLENT DAL | CEO

Bu seneki NRF 2019 katılımımdan elde ettiğim en önemli kazanımlarımdan birisi ev tekstili ürünlerinin sürdürülebilir bir vizyonda sunulmasında lider şirket Coyuchi CEO’su Eileen Mockus ile tanışmak ve Coyuchi vizyonu hakkında sohbet etmek oldu.

Sürdürülebilirlik, bir kurumun, ekonomik, sosyal ve çevresel dinamikleri göz önünde bulundurarak, bu üç dinamiğin birbiriyle etkileşiminde ekonomik kalkınmayı, insan yaşantısını ve çevresel dengeyi olumlu yönde etkileyecek adımlar atarak ilerlemesidir.

Coyuchi yaklaşık 30 yıl önce Kuzey California’da kurulmuş, bugün merkezi San Francisco’da olan, organik pamuklu ev tekstili ürünlerinin Amerika pazarında öncüsü olan bir şirket. Coyuchi, organik pamuğa dayalı ürünleri minimum işleme tabi tutarak, doğaya zarar vermeyecek üretimde bulunan, GOTS ve Fair Trade gibi organik pamuğa dayalı üretim sertifikalarına sahip, çevreye ve insan yaşantısına hizmet etmeyi amaç edinmiş bulunmakta.

 

Eileen Mockus tekstil ve giyim üzerine lisans ve lisansüstü eğitim almış, 2013’de Coyuchi CEO’su olmadan önce de aralarında North Face ve Patagonia gibi tanınmış markalarda ürün ve marka geliştirme konularında tekstil ve perakende deneyimi olan başarılı bir iş insanı.

Mockus göreve başlamadan önce Coyuchi ağırlıklı olarak toptan satışa dayalı bir perakende operasyonu yürütmekteymiş. Mockus, Coyuchi markasında elektronik ticaret operasyonunun geliştirilmesi, organik lif ve ürünler ile ilgili uluslarası standardlara uyum, Coyuchi içerisinde ürün güvenilirliği ile ilgili standartın geliştirilmesine liderlik etmiş, son tüketicilere hizmet sunmak açısından yatak çarşafı gibi ürünlerin son müşterilere kiralama ve yenileme usulüne dayalı sunulmasını ilşkin gerçekleştirmesine liderlik yapmış bulunmakta. Elenie Mockus NRF’te en fazla aktif olan bayan liderler arasında yer almaktaydı. “Müzakere yapmanın gücü” ve “Yeni seksi, sürdürülebilir olmak mı?” isimli iki farklı panelde konuştu.

Mockus işe başlamadan önce Coyuchi ağırlıklı olarak bir toptan satış şirketiymiş. Mockus e-ticaret kanalının gelişmesine önem vermiş ve yakın zamanda e-ticaret satış hacmi diğer tüm kanalların toplamından çok daha yüksek bir hacme ulaşmış. Mockus’a dijitalleşmeden ve e-ticaretten nasıl istifade ettiklerini sorduğumda ilk olarak e-ticaret sayesinde müşteri hakkında daha önce alamadıkları geri bildirimleri almaya başladıklarını, müşteri nabzını daha iyi tutabildiklerini söyledi. Diğer yandan dijitalleşme ve mobil sayesinde ürünün kalitesini ve kaynağını tarladan takip edebildiklerini belirtti. Coyuchi e-ticaret üzerinde “Hayat için Coyuchi” isminde geliştirdikleri kiralama modeli, müşterilerin eski çarşafları, havluları ve yorgan örtülerini geri dönüştürebileceği dünyadaki ilk hizmet olmuş. Bu programda kullanıcılar her 6, 12 veya 24 ayda bir yeni yatak ve banyo havluları almak için kaydolabilmekte. Mockus, sürdürebilirlik vizyonunda hayata geçen bu model sayesinde Coyuchi markasına olan bağlılık ve hayat boyu müşteri değeri artığını belirtiyor. Coyuchi programı sayesinde kaynakları gereksiz tüketmeden bilinçli tüketime hassasiyet gösteren insanları memnun etmiş bulunmakta. Mockus, Coyuchi’nin organik ürünleri seven ve kaliteyi tercih eden müşterilerle iyi etkileşim içerisinde olmasında dijital kanalların önemini vurguladı ve “aynı müşteri kitlesi muhtemelen marketten organik yiyecek alıyor ve yüksek kalitedeki restaurantlardan yiyor, yiyeceğin kökenini bilmek istiyor” ile cümlesini noktaladı. Aynı segmentin, giyim, gıda ve başka perakende ürünlerinde de benzeri tercihlerde olduğunu ve buradan yaratabilecek bir değer olduğu aşikar.

Mockus sözlerine dijitalleşme sayesinde iş ortaklıklarının da arttığını belirterek devam etti. Coyuchi dijitalden ev dekor ve tekstilinin lider pazaryeri platformu Wayfair ve Amazon üzerinden de ürünlerini sunduklarını, ürün aramalarının %50’sinden fazlasının gerçekleştiği Amazon’da 2017’den beri yer alarak ev tekstili müşterilerine ulaştıklarını, Amazon prime servisinin teslimat açısından belli müşteriler tarafından tercih edildiğini belirtti. Evlilik üzerine ürünler sunan dijital platform Zola son müşteriye ulaşmak için işbirliğinde oldukları başka bir kanal. E-mail ile katalog, google ve facebook Coyuchi’nin müşteriye ulaşmak için kullandığı diğer kanallar arasında yer alıyor.

En güvenilir ve en büyük organik tekstil markası olma vizyonuna sahip Mockus, Coyuchi için uzun dönemli güvenilir ilişkilerin çok önemli olduğunu ve üretimde kullandıkları ürünlerin önemli kesimini Amerika dışından tedarik ettiklerini belirtti. Yıllardır süregelen ürün kalitesi ile çok memnun oldukları önemli tedarikçilerinden birisinin Türkiye’den Denizli merkezli Eke Tekstil olduğunu öğrendim. Bu bilgi üzerine Türkiye’ye ürünlerini sunmak isteyip istemediklerini sordum ve Amerika dışına çıkmak için en büyük engellerinin yatak ebatlarındaki farklılıklar olduğu cevabını aldım. Bu sebep yüzünden Kuzey Amerika pazarı dışındaki pazarlara henüz hazır hissetmediklerini belirtti.

Dijitalleşme birçok firma için tehdit olmakta iken Coyuchi gibi genel merkezde tek mağazası olan ve ağırlıklı toptan satış yapan bir şirketi yılda %20 büyüme ile son tüketici ile uzun dönemli bağ kuracak şekilde güçlendiriyor. Bugün Coyuchi’nin satışlarının %70’i internet üzerinden gerçekleşiyor. Çevre Koruma Örgütü (EPA) tarafından yayınlanan rapora göre her yıl 13 milyon ton tekstil atığı çöpe gitmekte. EPA, söz konusu tekstil ürünlerinin tümünün bir geri dönüşüm programına yönlendirmenin 7.3 milyon otomobil ve bunların karbondioksit emisyonunu ortadan kaldırmaya eşdeğer olacağı öngörüsü altında dünyada sürdürebilirliğe hassas önemli bir tüketici kitlesi olduğu gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Perakendede artan rekabete rağmen bu kitleye hitap edebilen Coyuchi gibi iş modellerinin fark yarattığı da bu kitlenin mevcudiyetinin ispatıdır.

Please follow and like us:

Yeni Perakendede Ürün Bulma ve Teslimat

BÜLENT DAL | CEO

Dijitalleşen perakende ile alışveriş süreci farklı evrelere ayrışmış bulunmakta. Ürün bulma ve sevkiyat, tüketici tercihini belirlemekte kritik rol oynamaya başlamıştır. İnternet öncesi dönemde bu iki alt süreç çoğunlukla aynı mağaza içerisinde gerçekleşmekte ya da katalog üzerinden satış ile ürün tesbit edilip, sipariş verilip, sevkiyatı planlanmaktaydı.

İnternet sonrası dönemde alışveriş kararlarını fiziksel ve dijital dünyanın kendisine sunduğu, her iki tarafın en iyi imkanları ile çözümlemek isteyen tüketici doğal olarak bu iki süreç için de en avantajlı alternatif birlikteliğini tercih etmektedir.

Bugün internet üzerinden kelimeleri yazıp arayarak, sesli konuşarak, başka birisinin üzerindeki ürünün fotoğrafını çekerek, ürün yorumlarını okuyarak, sosyal medya beğenilerini takip ederek neredeyse sonsuz yöntemle ürüne karar vermek ve bulmak mümkün. Sevkiyat yönteminde ise hız ve maliyet şekillendirici olmaktadır; bazı dijital ürünler için (yazılım, okuma içeriği, müzik, video) dijital ortama indirerek mümkün, fiziksel ürünler için online sipariş verip, eve teslimat en az vakit alan yöntem, internetten ürüne karar verip mağazdan teslim almak başka bir seçenek. Kıyafet veya taze yiyecekler gibi “deneyim ürünleri” için halen mağaza içerisinde ürüne karar vermek en tercih edilir yöntem. Sevkiyat açısından eğer ürüne hemen ihtiyacımız var ise ya da sevkiyat pahalı ise mağazadan teslim almak daha tercih edilir yöntem.

Yakın zamanda Deloitte Consulting’in yaptığı araştırmaya göre alışveriş tutarsal hacminin %56’sı dijital cihazlar tarafından belirlenmektedir. Bazı ürün kategorileri için online alışverişin çok daha az vakte mal olduğunu düşünülmektedir. Ancak 6 kategori için yapılan araştırmada ev gereksinimleri için yakındaki bir süpermarkete gitmek veya yakındaki bir süpermarketten kurye ile teslim almak halen tercih edilen yöntem. Böylesi bir durumda fiziksel mağazaların yeni görevini sorgulamak durumundayız. Artık fiziksel mağazaların kararsız, hangi ürünü alacağını bilmeyen müşteriler için ürün arama sürecinde dijital mecralardaki imkanlarla rekabet etmesi çok zor.

İstediğimiz ürüne karar vermek, hangi ürünün stokta olduğunu bilmek, en uygun çözümü sağlayan ürünü bulmak ve diğer taraftan en etkin, en düşük maliyetli ve rahat yöntem ile teslim almak (sevkiyat) artık perakendede iki farklı fonksiyon olarak ele alınmalıdır. Sunulan ürün kategorilerine ve müşteri beklentilerine göre fiziksel mağazaların rol ve tanımı gözden geçirilmelidir. “Müşteriler neden mağazadalar?” sorusunun cevabı sorgulanmalıdır.

  • Daha sonra online satın alacakları bir ürüne karar vermekincelemek veya deneyimlemek için mi mağazadalar?
  • Ürüne hızlıca karar verip, yakındaki diğer mağazalara göre daha hızlı teslimat sağladığı için mi oradalar?
  • Online ortamdan sipariş verdikleri bir ürünü daha kısa sürede ve düşük maliyetle mağazadan teslim almak için mi oradalar?
  • Benzersiz ürünler sunduğumuz için mi mağazadalar?
  • Yüksek fiyatlı ürünler nedeniyle mi oradalar?
  • Mağazada eğlendikleri için mi oradalar?
  • Hobilerine yönelik ürün ve aktiviteler sunduğumuz için mi oradalar?

Tüketicinin ürün bulma ve sevkiyat konusundaki beklentilerine göre iş modelini gözden geçirmek ve buna göre doğru algıyı oluşturmak, online, offline ve çoklu kanal operasyonda bulunan tüm perakendecilerin en öncelikli konuları arasında yer almalıdır.

Please follow and like us:

Yılbaşı Alışverişi Döneminde Raf Bulunurluğu

Yılbaşı alışveriş kampanyaları şimdiden başladı! Yılbaşı kampanyası yapanlar kadar, henüz bir kampanya duyurmayan Perakendeciler de ziyaretçi trafiğinden etkilenmeye başladı.  Peki bu yoğun kampanya dönemi için mağazalar gerçekten hazır mı?

Raf bulunurluğu, kampanya dönemlerindeki mağaza performansını ölçümlemeyi sağlayan, önemli bir başarı göstergesi.  Raf bulunurluğu, tüketicinin bulmayı düşündüğü yerde ve almaya istekli olduğu zamanda, ürünün rafta satın almaya hazır halde olması olarak ifade edilebilir.  Tedarik zincirindeki farklı nedenler raf bulunurluğunu sağlamadan etkin rol oynamakta.

Perakande firmaları bu süreci doğru yönetebilmek için, stok planlama, tahminleme ve yenileme süreçlerini tedarikçiler ile sistemli ve koordineli şekilde yürütmeye önem verirler. Bu işleyiş doğru kurgulandığında stok bulunurluğunu etkileyecek tüm sorunların önüne geçilebilir. Ancak mağaza içi raf bulunurluğu sorunlarının çoğu, Perakandecinin kendi iç işleyişi ve planlama hatalarından kaynaklanır. Bunun da en önemli nedenleri:

  • Stok yenileme süreçleri oluşturulurken, kesintisiz raf yenileme süreçlerinin dahil edilmemesi
  • Mağaza içi stok sayımlarındaki hatalar
  • Mağaza konumundaki ihtiyaçlara uygun olmayan tahminleme ve talep yönetim süreçleri/sistemlerinin kullanımı
  • Yer planlama ve planogram süreçlerinin her mağazanın fiziksel koşullarına ve konumdaki taleplere uyarlanabilir şekilde planlanmaması

Sonuç olarak, tüketici; aynı mağazada başka bir marka ürüne, tamamen farklı bir ürün türüne, bu markayı başka bir mağazada aramaya ya da satın almaktan vazgeçmeye yönelebilir. Tüketicinin, ürünü stokta olmadığı için satın alamaması, memnuniyetsizliğin yanında;  rakiplerinize yeni satış fırsatı ve size de kaybedilmiş müşteriler yaratmak ile sonuçlanabilir.

Müşteri kayıplarını en aza indirmek ve müşteri taleplerini  en doğru şekilde karşılayarak çok kanallı müşteri deneyimini mükemmelleştirmek için, perakende şirketlerinin tek tek mağaza bazında farklı stratejiler oluşturmaları gerekiyor. Rekabetin yoğun olduğu ve müşteri taleplerinin bir çok etkene bağlı olarak anlık olarak değiştiği bir ortamda bu tarz bir stratejiyi tek tek, eski yöntemlerle oluşturmak ise neredeyse imkansız. Ancak, doğru sistemlerle, raf bulunurluğu ve stok yönetimi yapay zeka yazılımları ile otomatize edilir ve geçmiş alışveriş verisi kullanılarak ileri tahminlemeler yapılırsa başarıya ulaşılabilir. Obase Replenishment, raf doluluğunun istenen seviyede tutulması, yok satmaların en aza indirilmesi, operasyonel verimliliğin arttırılması ve stokların optimum seviyede tutulmasını; veriye dayalı anlık kararları otomatik olarak vermenizi sağlar. Detaylı bilgi almak için tıklayın.

Please follow and like us:

Kahn Matrisine Göre Lider Perakendeciler

Ä°lgili resim

BÜLENT DAL | CEO

Perakende sektöründe hayata geçen son iki önemli devrimden ilki, Aldi ve Wal-Mart’ın öncülük ettiği “her gün düşük fiyat” sloganıyla ciddi bir akım yaratmaları ile başlamıştır. Wal-Mart yarattığı felsefe ile gıda perakendesinde 1990’ların ortalarında “Gıda Perakendesi Devrimi” diye anılan bir ekolü Amerika’da başlatmıştır. Daha sonra Amazon çıkmış ve müşteri tercihinde fiyatın yanı sıra kolaylık ve fazla zahmete girmeden iyi bir hizmet almanın önemli rol oynadığını göstermiştir. Amazon’un öncülüğünü yaptığı “müşteri deneyimi” devrimi ile Wal-Mart dahil olmak üzere liderliğe oynayan perakendeciler iş modellerini müşteri alışveriş deneyimini kolaylaştırmak üzere yeniden kurgulamaya başlamıştır.

Amazon’un öncüğünü yaptığı tahrip edici nitelikteki dönüşüm süreci kesintisiz bir şekilde yüksek hızda devam etmektedir. Pensilvanya Üniversitesi “Wharton Shool” pazarlama profesörü Barbara E. Kahn, Haziran 2018’de yayınladığı “Alışveriş Devrimi” ismindeki kitabında içinde bulunduğumuz zorlu süreçte hangi karakteristikteki firmaların başarılı olacağını güzel bir referans olacak şekilde tariflemiş bulunuyor.

Profesör Kahn, kitabında müşterilerin kendi ihtiyaçlarına göre farklı perakendecilerin çekim alanına girdiğine inanıyor. Bir müşterinin alışveriş kararını etkileyen iki unsur olduğunu öne sürüyor.

1. Müşteriler değer verdikleri ürünleri güvendikleri yerden satın almak isterler.

2. Üstün değer sağlayan perakendecilerden satın alırlar.

Kahn’a göre günümüz müşterisi alışveriş yapacağı yere karar verirken iki temel prensibe göre hareket etmektedir. Bunlardan birincisi müşteriye yaratılan değer ikincisi ise farklılık avantajıdır. Müşteriye yaratılan değer aşağıdaki matriste sütünlarda görüleceği üzere ürün ve müşteri deneyimine göre adreslenmektedir. Farklılık avantajı ise aşağıdaki matriste satırlarda ifade edilmektedir ve daha fazla memnuniyet vermek ya da bir problemi veya ihtiyacı gidermekle mümkün olmaktadır.

kahn matrisi

Yukarıda yer alan Kahn matrisinde iki kritere göre segmentlenmiş toplam dört kutupta oluşan bir perakendeci kümelenmesi ortaya çıkmaktadır. Örneğin üst sol sırada “Ürün Markası” diliminde yüksek beğeni kazanmış, lüks veya iyi tasarlanmış, teknolojik, iddialı ürünleri artan bir yüksek müşteri memnuniyeti ile sunma noktalarında faklılaşan Warby Parker, Saks Fifth Avenue ya da Nike gibi firmalar yer almaktadır. Bu firmaların ürünlerini müşteriler yüksek fiyattan değerlemekte, lüks kategoride yer alan ürünleri satın alabilmektedir. Üst sıra sağ çeyrek “Deneyimsel” diliminde ürünlere fiziksel mağazada dokunmak, denemek, koklamak isteyen müşterilere hitap eden Sephora ya da Eataly gibi müşteriye sunduğu hizmet ile farklılaşan perakendeciler liderlik etmektedir. Bu kategorideki perakendeciler gerçekten mağazada sanatsal bir deneyimi müşterilerine sunmaktadır. Sundukları hizmet ile müşteri memnuniyetini artırmaktadır.

Sol alt dilimde “düşük fiyat” kümesinde yer alan perakendeciler operasyonel mükemmelliği, düşük maliyetleri ve müşterilerin ağrı noktalarını ortadan kaldıran başarılı operasyonu ile ön plana çıkmaktadır. Walmart, Costco ve T.J. Maxx. Gibi perakendeciler bu segmentin lideri perakendeciler arasındadır.Amazon ise müşterinin sadece aradığı ürünü sunmayı değil ürüne en az zahmet ile sahip olmayı sağlayan bir iş modeli ile “kesintisizlik” sunan perakende diliminde liderliğini sürdürmektedir. Müşterinin istediği ürün ve hizmeti istediği anda ayağına getiren iş modelinin öncülüğünü sürdürmektedir.Aşağıdaki matriste yer alan lider perakendeciler ve kazanma stratejileri göz önünde bulunurulduğunda her perakendecinin bir yetkinlikte en iyiyi yaptıklarını ve bu yetkinliği haricinde başka bir yetkinlikte de en iyisini yaptıklarını görmekteyiz. Bununla beraber tüketici beklentileri sürekli artmaktadır ki bu perakendeciler diğer yetkinlikleri de belli bir seviyede tutmak durumundadır. Yani her lider perakendeci 2 konuda en iyisini yapmakta ve diğer yetkinliklerde de yeteri kadar iyi olmalıdılar ki liderliklerini sürdürebilsinler.

Kaynak: “The Shopping Revolution: How Successful Retailers Win Customers in an Era of Endless Disruption”, Barbara E. Kahn, Haziran 2018.

https://www.retailturkiye.com/bulent-dal/kahn-matrisine-gore-lider-perakendeciler

Please follow and like us:

Black Friday & Cyber Monday Siparişlerini Teslim Ettiniz Mi?

Bundan 4 sene önce basit bir hafta sonu kampanyası iken, Black Friday ve Cyber Monday indirimleri artık bir hafta öncesinden başlıyor.

Çoğunlukla eticaret siteleri ve online satış kanalı olan perakendecileri etkileyen bu dönemin, doğru bir strateji ve planlama ile yıl sonu hedeflerine ulaşmak için sağladığı ciro etkisi tartışılmaz. Ancak yüksek satış rakamları elde etmek ne yazık ki tek başına yeterli olmuyor. Bu tür kampanya dönemlerinin en çok gözardı edilen kısmı siparişlerin müşteriye teslimat süreci!

Satış hedeflerinize ulaştınız ve tarihinizin en iyi rakamlarını elde ettiyseniz, ürünlerin teslimat süreci tatlı bir sorun halini alabilir; ama hedeflenin üzerinde her satış size büyük bir sorun olarak dönebilir. Bu durumda neler yapabilirsiniz?

  • Gönderi sürecini hızlandırın – Toplama, paketleme ve gönderi etiketleri gibi önceden yapılabilecek hazırlıkları toplu halde çözün.
  • Tedarikçileri kullanın – Gönderi sürecinin tıkandığını hissettiğinizde tedarikçilerinizden ürünleri doğrudan müşteri adreslerine göndermeleri için destek isteyin.
  • Dürüst olun – Müşteri memnuniyetsizliği yaratabilecek gönderi sürelerini öngörerek müşterilerinizi sürekli bilgilendirin. Bu hem marka imajınızı korumanızı, hem de müşteri kaybını engellemenizi sağlayacaktır.
  • İade kabulünü hızlandırın – Yenilerine yer açmak ve depodaki operasyonel işgücü kaybını en aza indirmek için iade kabul prosedürünüzü biraz esnetin ve hızlandırın.
  • Ulaşılabilir olun – Email, online destek, sıkça sorulan sorular,vb. tüm müşteri iletişim kanallarınızı herhangi bir sorunda müşterinin size kolayca ulaşabileceği şekilde düzenleyin. Size ulaşamayan sorunların takibi için bir yandan da gözünüz sosyal medyada olsun.
  • Stoklarını düzenleyin – Yılın geri kalanında zor durumda kalmamak için ürün stoklarınızı yeniden düzenleyin, siparişlerinizi verin.

Her şey kontrol altındaysa artık bir sonraki kampanya dönemi için hazırlanmaya başlayabilirsiniz… Bir sonraki kampanyanıza hazırlanmadan önce kampanya, satış ve stoklarınızın yönetimi için Obase çözümlerini inceleyin.

Her kampanya size önemli veriler ve sonraki kampanyalarınızda kullanacağınız değerli içgörüler oluşturuyor. Geçmiş verilerinizi inceleyin ve kullandığınız pazarlama kanallarını, hangi kanalların/kampanya mesajlarının yüksek dönüşüm sağladığını ölçümleyin. Etkileşimi en yüksek olan iletişim yöntemlerinizi ve stratejilerinizi bir sonraki kampanyanın başarısını artırmak için kullanabilirsiniz. Markanız için uzun dönemde nasıl bir strateji belirleyeceksiniz? Hangi kampanyalara/ hangi ürünlere odaklanacaksınız? Müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutarken aynı zamanda nasıl ROI yaratabilirsiniz? gibi sorularınızın yanıtlarına geçmiş verilerinizi değerlendirerek ulaşabilirsiniz.

Tüm sistemlerin entegre ve otomatize şekilde çalışması da bir sonraki kampanya döneminde stok, satınalma ve sipariş yönetimi konuları ile zaman harcamadan, sadece satış rakamlarına odaklanmanızı sağlayan önemli bir geliştirme olacaktır.

Please follow and like us:

Ürün Geliştirme Süreçlerinde Karşılaşılan 8 Temel Gereksinim

ANDAÇ ORAN | ÜRÜN TEKNİK YÖNETİCİSİ

Teknoloji alanında büyük yeniliklerin yaşandığı bir “dijital” dönüşüm sürecinden geçmekteyiz. Geçmiş dönemlerde sıklıkla dile getirilen “bulut teknolojiler”, bugün hizmet olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu teknolojiler alışılagelmiş uygulama geliştirme aşamalarında karşılaşılan zorlukları ortadan kaldırırken; ürün üretimi sürecinin tamamının hızlı ve verimli bir biçimde tamamlanabilmesine olanak sağlamaktadır. Geri kalan zaman ise, inovatif fikirlerin yaratılması için kullanılabilmektedir.

Bulut teknolojileri, geleneksel veri aktarım ve yönetim sistemleri için de farklı deneyimler sunmaktadır. Böylelikle; yapay zeka, gerçek zamanlı analiz, nesnelerin interneti gibi teknolojilerin geliştirilen ürün ile sentezlenmesi kendi kendine öğrenen/uygulayan, verimlilik artırıcı çözümler yaratmayı mümkün kılmaktadır.

Microsoft Bulut hizmetleri, yukarıda bahsedilen ihtiyaçların çözümü için birçok servis hizmeti sunmaktadır. Bu servisleri, ürün geliştirme süreçlerinde karşılaşılan durumları düşünerek 8 başlık altında derleyebiliriz.

Ölçeklenebilirlik (Kaynakların Büyümesi & Küçülmesi)

Ölçeklenebilirlik, kaynakların işlem yapılacak birime ve zamana göre yönetilebilmesidir. Rekabetin yoğun olduğu perakende sektörünü ele alacak olursak; mağaza, ürün, müşteri, çalışan vb. sayıları hızla artmaktadır. Bu bakış açısı, merkezi IT sistemlerinin de aynı ölçekte ve hızda büyüme ihtiyacını doğurmaktadır. Diğer taraftan, ihtiyaçların önceden belirlenebilmesi açısından mevcut iş yoğunluğunun takip edilmesi ve yönetilebilmesi oldukça önemlidir.

Perakende sektörünü diğer sektörlerden ayıran önemli özelliklerden bir tanesi de günden güne hızlı bir biçimde büyüyen dinamik bir sektör olmasıdır. Sektörde rekabet edebilme şansı, farklılaşan ihtiyaçlara göre hızlı ölçeklenebilmeye bağlıdır. Alınacak büyüme kararı organik olarak tüm yapının büyümesini gerektirmektedir.

Platform Bağımsız

Bulut bilişim modelinin hayata geçebilmesi gelişen üç farklı teknoloji ile mümkün olmuştur. Bulut bilişimi mümkün kılan ve altyapısını oluşturan bu üç teknoloji; web hizmetleri, sanallaştırma (virtualization) ve ızgara (grid) bilişimdir.

Web hizmetleri internet üzerinden erişilebilen, platform bağımsız otonom yazılımlardır. Bu hizmetler açık standartlara göre yazıldığından programlama dili ve işletim sisteminden bağımsızdırlar. Dolayısıyla farklı kişiler tarafından geliştirilen web hizmetleri, başka platform ve teknolojileri kullanan yazılımcılar tarafından kullanılabilmekte ve hızlı bir şekilde yeni yazılımlar gelişmesi mümkün olabilmektedir.

Sanallaştırma teknolojisi ile az sayıdaki fiziksel bilgisayar üzerinde çok sayıda sanal bilgisayarlar oluşturulmakta ve mevcut donanım kapasitesi çok daha verimli bir şekilde kullanılabilmektedir.

Izgara bilişim sayesinde ise, farklı yerlerde bulunan bilgisayarların atıl kapasitesi kullanılarak daha büyük kapasiteli bilgisayarlar oluşturulmaktadır.

Bakım ve Destek Hizmeti

Bulut bilişimde; bakım, sürüm güncellemeleri, güvenlik önlemleri servis sağlayıcıya aittir. Bakım ve destek hizmeti için, en güzel örneği kullandığımız elektrik ile verebiliriz. Elektrik idaresi bizim için altyapı, bakım/onarım ve dağıtım hizmetlerini üstlenirken, biz sadece evimizde kullandığımız elektiriğin faturadaki miktarını ödüyoruz. Bulut bilişimde de; bakım, sürüm güncellemeleri, güvenlik önlemleri servis sağlayıcıya aittir.

Adaptasyon (Yazılım Dili ve Yazılımcı açısından)

Yazılım teknolojilerinin ve araçlarının gelişiminin yazılımcılara getirdiği olanaklar ve katkılar fazladır. Maliyet, yedekleme&kurtarma, kaynakların hızlı konfigürasyonu bu olanaklar arasındadır. Ayrıca; bulut sistemlerinin tek seçeneğin tümüne uydurulmaya çalışılması mantığıyla işlememesi yazılımcıya esneklik sağlamaktadır.

Bilişsel Bilişim

Dijital dünya, tüketicilere neredeyse sınırsız seçenek sunmaktadır. Fiziksel mağazalar müşterilerin büyük çoğunluğu tarafından tercih edilmeye devam edilmelerine rağmen çekiciliklerini giderek kaybetmektedirler. Buradaki müşteri kaybı ile yapılan araştırmalar incelendiğinde; çekiciliği kaybetmenin temel nedeni fiziksel mağazaların müşteri taleplerini çevrim içi mağazalar kadar iyi karşılayamaması olarak görünmektedir. Çözüm, perakendecilerin müşteri deneyimini arttırmak için verileri, aygıtları, insanları ve süreçleri birbirine bağlamayan bilişsel sistemleri kullanmaları olabilir.

Bilişsel bilişim (Cognitive computing) müşteriler ve paydaşlarla önceden gerçekleşmiş etkileşimlerden öğrenir ve hem yapısal hem de yapısal olmayan verilerden yararlanarak algılama, öğrenme ve deneyim yoluyla anlamaya ve yorumlamaya çalışır.

Maliyet

Sanal sunucularda kesintisiz ve sürekli bir hizmet alabilmek için, kurulan operasyonun en yoğun zamanına göre plan yapılması gerekmektedir. Bu da diğer zamanlarda kullanılmayan bir donanım maliyeti demektir.

Yazımıza konu olan bulut hizmetlerinin mantığında ise; kullanılan miktar kadar ödeme kolaylığı bulunmaktadır. Böylelikle, kullanılmayan dönemler için bir ödeme yükü taşımak durumunda kalınmamaktadır.

Yeşil

Bilişim sektörü, enerji kullanımını farklılaşan donanım ile azaltırken aynı zamanda da her yeni donanımla daha yeşil hale gelmektedir. Sanal sunucuları kullanmak, kurum içi veri merkezleri kurmaktan daha yeşildir. Bu sayede farklı yerlerde bulunan veri merkezi enerji maliyetlerini düşürmektedir.

Bulut bilişim ise, sadece harcanılan enerji ve kullanılan donanım kadar karbon salınımına neden olduğu için diğer teknolojilere göre daha yeşildir.

 En Yeni Teknoloji

Bilişim sektörü, yaratıcı fikirlere ve teknolojilere açık alanlardan biridir. Bu nedenle her an yeni bir donanım, yeni bir teknoloji ortaya çıkmaktadır. Sanal sunucular üzerinde en yeni teknolojilere sahip olsanız bile bir süre sonra kullandığınız cihazların teknolojik olarak geri kalması yetersizliği ile karşılaşılabilinir. Bulut bilişim ise, günümüzde kullanılabilecek en ileri teknolojidir.

Bu tespitlerden hareketle varacağımız önemli nokta; ürün geliştirme sürecinde bu gereksinimler göz önünde bulundurulduğu sürece, ürünün çıktısının beklentiye cevap veren nitelikte olacağıdır.

Please follow and like us: