Blog

Okay Akdeniz Ι Ürün Grup Yöneticisi

Bu satırları yazarken, Uzaya astronot gönderen ilk özel girişim “SpaceX”’in uzay yolculuğuna tanıklık ettim. Emeği geçen herkesi tebrik etmek gerekir. Klasik olarak finalde gördüğümüz sonuca gelene kadar yıllarca yaptıkları denemeler ve yaşadıkları hüsranları izledim. Pes etmeden, inanarak devam etmeleri, en az bu konuda ilk olmaları kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Dikkat edilecek güzel bir husus, fırlatma sonrası itici roketlerin görevi bittiğinde finalde denize düşürerek imha olmaları yerine, “Bu yaptığım yatırımı neden çöpe atayım, tekrar kullanamaz mıyım?” sözüyle ortaya koyduğu verimlilik arayışı dikkatlerden kaçmamıştır.

Özel sektörün, ticari başarı ve verimlilik arayışı her dönem işletmenin öncül odaklarından olacaktır. Peki işletmeler için,

  • “BlockChain” gerçekten gerekli midir?
  • İşletmeler bu yönteme hazır mıdır?
  • Böyle bir çözüme adım atarken nelere dikkat etmelidir?

Bu yazıda bu sorulara cevap bulmaya çalışacağız.

Temel bir başlangıç yaparak (“BlockChain” nedir?) konusunu kısaca işlemekte yarar var. Bir çok tanım yapıldığını görüyoruz. Klişe olarak BitCoin = BlockChain olarak kabul görenlerimiz var. Üniversitede davetli olarak derslere girdiğimde, Bulut Sistemler, Cloud mimari nedir diye sorduğumda öğrenciler, telefonumuzdaki bilgilerimizi kayıt ettiğimiz yer olarak cevap vermişlerdi. Yanlış değildi, ama bildikleri ile veya bildiğimiz kadarıyla ilerlediğimizi gördük.

Bir değerin veya durumun dağıtık bir mimaride kriptolu olarak taraflarca hesap defteriyle kayıt edilme yöntemi olarak düşünebiliriz.

Aslında BlockChain’in hayatımıza giriş hikayesi, merkeziyetçi ve hafif tabirle tekel oluşturmuş veya oluşturabilecek yapılara karşı yaşamın bir çok iyi alternatifler çıkarabilmesini sağlayacak bir anahtar olarak görülebilir. Üretilen çözümlerin etkilerine baktığımızda bunu görebilmekteyiz.

Tabiri caiz ise, İnsanlık olarak şu an elimizde, merkeziyetçi ve tekel yapıya karşı çözüm üretilebilmiş en kuvvetli araç olarak görmekteyiz. Neden dersek, BlockChain kendi merkezine güven, konsensus ifadesini yerleştirmiştir.

Görülen o ki, BlockChain teknolojisinin lokomotifi tereddütsüz “kripto para” tartışılmaz. Dikkat edersek eğer, para birimleri ile ülkeler veya birlikler bir garantör olarak eşleştirilmiştir. Örneğin, Türk Lirası = Türkiye, Dolar = Amerika, Euro = Avrupa Birliği, Yen = Japonya gibi. Ve bu para birimlerinin içinde Dolar’ın ticaret üzerinde büyük bir tekeli olduğunu görüyoruz.

Lakin, Kripto paralarda böyle bir aidiyet yok. Yani siz bugün çıkıp hiç kimseye hesap vermeden kendi para biriminizi oluşturabilirsiniz. “LUKU” diye para birimi yapıp bunu yayabilirsiniz. Bunun önünde teknik bir engel yok. Burdan en önemli unsur Regülasyon, çünkü bizi algı olarak yönlendiren temel içgörü “İyi de bunun regülasyonu, yani devletin onayı olmayacak mı?”  Hukuki bir zemin arayışı mevcut.

Bu arayış önlemez bir şekilde devam ediyor. Tabiki sadece kripto para değil, Emtiyaların, kıymetlerin, takas edilmesinin bir merkezi otoriteye değil, değiştirilemez bir parçanın içinde herkesin açık bir şekilde gördüğü yapıya dönüşmesi olarak göreceğiz. Bu bir devrim midir? İnsanlık bu konuda kendi devrimini yapmaya başlamıştır. 1789 Rönesans ise, Açıkçası BlockChain yeni bir rönesanstır demek pekte yanlış olmaz. Zira, otorite olarak baz alınan merkezi yapıların, dağıtık mimaride de yürütülebileceğine olan inaç ile yoluna devam etmektedir.

Kripto para “BitCoin” ile hayatımıza giren dijital para biriminin aslında temelini oluşturan “BlockChain” bilinirliğini, son beş yılda ivme kazanarak arttırmıştır. İnsanlar için e-posta göndermek “BitCoin” ise, internet “BlockChain” olarak benzetme yapabiliriz. Hangi değişim oldu da, öncesi olsa dahi, bir kabul yaparsak 2015 yılından itibaren bu konuda arayışların ve yatırımların artması söz konusu oldu.

“BlockChain” ile üretilen çözümlerin önemli kısmı “OpenSource” açık kaynak kodlu olmasına ve hatta büyük servis sağlayıcılar IBM, Microsoft, Amazon bu konuda çok emek harcansa bile henüz beklenen hızda yaygınlaşma gerçekleşmediğini gözlemlemekteyiz. Bunun bir çok sebebi olduğunu düşünmekteyiz.

  • Yatırım maliyeti
  • Uygulanabilirlik
  • Sürdürebilirlik

Başlıcaları olarak düşünebiliriz. Hemen hemen tüm konuşmacılar, tüm bu konuda yazılan yazılarda (bu yazı da dahil) İşletmelere başta şu konu öğütlenmektedir.

“BlockChain” sihirli bir çekiç değildir. değildir. Her yerde ve her koşulda tüm sorunları çözmek için kullanılmamalıdır. Mutlaka iş ihtiyaçlarının doğru belirlenmesi gerekmektedir. Zira bu konuda, karar vericilerin zaman zaman kafasının bulanık olduğunu görmekteyiz.

İşletmenin “BlockChain” yöntemiyle çözümü işletmede kullanılabilirlik arayışına girerken bazı temel konuların cevaplarını bulması gerekmektedir.

İlk olarak işletmenin içinde bu konudaki karar vericiler çeşitli sınıflarda gruplanmaktadır.

  • Teknoloji tutkunları. Mutlaka yatırım yapmalıyım.
  • Diğer işletmelerin yaptıklaının “Use case” gördükten sonra adım atanlar.
  • İşletmenin marka değerini arttırıcı çözümleri liderlik edenler.
  • Sadece öğrenmek ve akabinde karar vermek isteyenler.
  • İç kaynakları ile çözüm arayanlar.
  • Konzervatif yaklaşanlar (Abartılıyor, Balon, Gereksiz vb.)
  • Danışmanlık şirketlerinin gösterimi sonrası ikna olanlar.
  • Gerçekten ihtiyacı görüp bu konuda neler yapabileğine dair ArGe yapanlar.

Yukarıda belirtilen sınıfların dışında karar vericiler olsa da, bilinmesi gereken en temel konu, “BlockChain” sadece tek taraflı bir çözüm olarak ele alınamayacağıdır. Mutlaka, işletmenizin dışında, sizinle ticari veya ticari olmayan kuruluşlar ile kesin kurallar çerçevesinde iş süreçlerini yürütme güven zinciri iş birliğidir.

Kısaca, denk örnek olmasa ve “hatayı anlatmak örnek teşkil etmez” olsa bile anlatımı kuvvetlendirir düşüncesiyle;

Özellikle bulut sisteme geçen firmaların atıl sunucuları ve ortamları varsa, veya mevcut dönemde lokal sunucu yatırımı yapmış ve maliyetlerinden dolayı uzun süre kullanmayı planlayan şirketlerin. “Tamam gelsinler, sunucularımız var, diskimiz var, memory cpu hepsi var. Gelsinler “BlockChain’i kursunlar işletme olarak buna açığız.” Doğru bir başlangıç noktası olmadığını düşünmekteyiz.

Öncelikle “BlockChain” aşağıdaki görsel ile temsil edildiğini düşünürsek;

Gerçekten işletmem için gerekli midir?

İşletmenin bu sürece başlarken değerlendirmesi gereken unsurları aşağıda sıralayabiliriz,

  1. İşletmenin hizmet verdiği alanda yer alan ve tüm üçüncü parti taraflar ile paylaşmak zorunda olduğu dijital varlıkları tespiti.
  2. Paylaştığı bu dijital varlığın taraflarca doğruluğunun işletmeye verinin doğruluğu , işin verimliliği, tüketicinin güven yüzdesinin artması gibi katma değer katması.
  3. Dijital varlığın takası durumunda oluşan koşul ve kuralların “tabiri caiz ise ahbap çavuş ilişkisi ile değiştirilebilir olmaması” konusunda işletmenin tüm alt yapı ve birimlerinin disipline olması. (Açık söylersek, işletmenin kendi yaptığı işe %100 güveniyor olması)
  4. Merkezi bir yapıda bu kayıtların tutulabilmesi taraflarca oluşacak itilaflara müsaade etmeyecek durumda olması.
  5. Üçüncü parti taraflar ile bireylerin kurallarından çok, antat kalınmış dijital kuralların çerçevesinde hareket etmeye açık fikirli olabilmek. (Zira bu ihtiyaç sadece sizden değil iş birliği yaptığınız diğer bir firmadan size gelebilir.)

Bu sorulara olumlu yanıtlar geliyorsa, “BlockChain” işletmeniz için kullanılabilir demek doğru olmaz açıkça gereklidir. Karar verici olarak bu konudaki liderliğinizi beklemektedir.

Bu dijital varlık tespitini bulmanın sorumluluğu kimdedir? İhtiyacı doğru analiz edebilen kişilerdedir. Buna aday olanlar endüstriyi dikkatle izleyen danışmanlık şirketleri ve şirketlerin yöneticileridir. Taraflarca transfer edilebilecek dijital varlık tespitine giden yolda ilk sorunun “Ne yarar sağlayacak bana bu yatırım?” sorusundan tümden gelim yapılması ile başlatabilir.

Bu kısımda Eliyahu M. Goldratt’ın THE GOAL adlı kitabında yer alan işletmenin varlık amacının tespitinden gelerek yapması gerekenleri anlatan iş romanı herkes için çok yararlı olacaktır. Aslında herşey bu amacın çevresinde şekillenmektedir. İşletmenin nihai tüketiciye verdiği hizmetin kalitesinin arttırılmasının büyük ölçüde geri dönüşü katlanarak artan oranda olduğu bilinmektedir. (Mücbir durumlar ve koşullar haricinde.)

Dijital varlık tespitini nasıl yapabiliriz? Anahtar soru burada, öncelikle varlıkları bir gruplandıralım.

Şekilde görüldüğü üzere dijital varlıklar dört gruptan oluşmaktadır.

  • Non-Fungible -Intangible
    • Dijital olarak kayıt altına elle tutulmayan ve bölünmesi veya değer karşılığı olmayan varlıklar. Örneğin: Patent. Bir patent eşittir üç X dir diyemeyiz.
  • Non-Fungible – Tangible
    • Fiziki olarak var olan, bölünmesi mümkün olmayan varlıklar. Örneğin, Portre resim, Araba. Bölemezsiniz ve bir portre eşittir 5,8 araba diyemeyiz.
  • Fungible – Intangible
    • Fiziken olmayıp, bölünebilir ve karşılığı olabilen varlıklardır. Bitcoin, Ethereum, Air Miles. 1 BitCoin = 9,456$ diyebiliriz. 0,5 Bitcoin bölebilir ve transfer edebiliriz.
  • Fungible – Tangible
    • Fiziken olup, bölünebilir ve karşılığı olan varlıklardır. Klasik altın, Para olarak bakabiliriz. 1 gram altın = 380₺ gibi karşılık verebiliriz.

İşletme bu gruplara göre kendi işletmesinde bu değerleri nasıl bulmalıdır?

Örnek bir senaryoyu ele alalım. İşletme olarak, nihai tüketiciye satılan ürünler ile ilgili tüketicinin önem verdiği konuların verimliliğinin arttırılmasının, ticari olarak işletmenin güvenilirlik artışına müteakip ileri vadede satış potansiyelinin artmasına katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

Tüketicinin almakta olduğu ürünler için dikkat ettiği hususlar,

  • Normalde ürünün sipariş verildiğinde temininin üç ile beş ortalam günde teslim edilebildiğine olan yaygın inanç. Bu sebeple, ne kadar hızlı teslim alabilirse o kadar mutlu olabiliyor.
  • Ürünü aldıktan sonra, garanti süresinin kişisel olarak takip edemediği fakat kayıt altında olmasıyla birlikte hiç sorun yaşamadan takip edilebildiğini bilmesi.
  • Ödeme yöntemi konusundaki kolaylıklar veya indirimlerden faydalanmak istiyor.

Şöyle bir perspektiften bakalım. Ürün teslim süresi tüketici için bir numaralı öncelik. Bu durumda, teslimatı gerçekleştirecek taşıyıcı firma ve ürünü üretecek firmanın teslim koşullarını bir dijital kontrak halinde resmileştirmesi sağlanabilir. Bundan doğacak olan maliyetler satış hacmine bağlı olarak değerlendirilebileceği düşünebilir. Bu durumda, üretici, taşıyıcı ve satıcı firmanın ürünün siparişinin geçilme anından başlayan bir akış kurulması gerekecektir. Burada dijital varlık nedir? “Zaman”  Yapılan iş sürecindeki sevkiyat zaman bilgisi taraflarca takas edilmektedir.

Diğer konu, Ürün teslim edildiği andan itibaren başlayan ve üretici firma ile satıcı firmayı belirlenecek koşullar altında sorumlu tutacak bir anlaşma yapılabilir. Hatta bu anlaşma, üretici firma tarafından üçüncü parti bir sigorta firmasına yaptırılabilir. Dijital varlık nedir? “Sigorta ve garanti”

Tüketici, ürünün ödemesini yapacağı sırada elinde bulunan farklı bir şirket(lerin) ödeme çeki veya indirim kuponu bilgisini kullanabilir. Bu müşteri yararı tarafların satışlarında tetikleyici unsur olabilir. Bu işlemin gerçekleştiğine dair süreç taraflarca anında kayıt altına alınarak mutabakat yapılabilir. Dijital varlık nedir? “Hediye çeki”

Peki, bu işlemler merkezi yapılamaz mı? Düşünelim. Ürünün siparişini verdik. Taşıyıcı firma ürünü teslim almaya gitti ve planlana sürede üretici ürünü teslim etmedi. Bu işlemin teslimat altında taraflarca kayıt edilebileceği süreç, taşıyıcı sürücü ile teslim eden depo görevlisinin sorumluluğunda veya bir telefon ile arama sürecinde olabilir. Bu süreç çok göz ardı edilebilir seviyede olabilir. Bu durumda “BlockChain” kullanma zorunluluğunuz yoktur. Satılan ürünün maliyeti, işin büyüklüğü, müşteri segmenti vs. parametrelere göre değişebilir. Bu bir şirket risk kararıdır. İşletmenin büyümesiyle müşterinin beklentisi ve güven ihtiyacı sonrasında yapılacak verimlilik kararıdır.

Diyelim ki, Bir giyim firması ile ortak bir kampanya yapılma kararı alınıyor. Oluşan hediye çeki, puan, hediye kartı bilgisinin satış esnasında anında tarafların defterlerine yansıması ve mutabakat ihtiyacının olmaması için merkezi bir yapı pek olası değil. Zira, kimin yönetiminde olacak? Değiştirilme veya çökme durumunda nasıl bir çözüm olacak?

İşte, bu ve benzeri süreçlerde dijital varlıkların kontrol altına alınması önem kazanabilir gözüküyor.

Diğer önemli bir soru ise, işletme gerçekten böyle bir yatırıma hazır mıdır?

“BlockChain” yöntemi, asla tek başına bir çözüm olarak gelmemektedir. Mutlaka, yan yatırımlar ile desteklenmesi gerekmektedir. Sunucu(lar), Mobil, IoT, Entegrasyon vb. Görünen o ki, her bir kendi güvenlikli kayıt defterini tutan şirketin bu bilgileri eş zamanlı olarak tutabilmesi ve veriler ile iletişim halinde olabilmesi için yatırım yapması gerekecektir.

Taraflar arasında yapılacak dijital varlık transferinde taraflardan birisinin diğerine göre daha fazla yatırım yapma durumu söz konusu olabilir. Her ne kadar bu yatırım maliyetlerinin ROI (Return On Invenstment) kısmı anında sonuç vermese de, yapılan yatırımı karşılayacak ölçüde olacaktır.

Bu durumda, bu işletmenin sadece bir departmanını değil tüm departmanlarını bağlıyor olduğunu ortaya çıkaracaktır. Şöyle adlandırabiliriz. Nasıl ki, bir ERP uygulaması şirketin iç departmanlarının kaynakların kullanımını planlamasında ve takibinde yarar sağlıyorsa, “BlockChain” de birden fazla taraflı şirketleri bir ERP üst çatısı altında koordineli çalışmalarını sağlayan bir sanal bir ERP birliği gibi görülebilir.

Böylece, işletme aslında iş süreçleri ile diğer firmaya verdiği hizmetin en kaliteli verilmesi konusundaki iddiasını da ortaya koymaktadır. Bunun ne kadar önemli olduğunu düşünmek gerekirse, internetten alışveriş yapılırken tüketicinin karar vermesinde etken olan işletmenin aldığı (%) yüzde olumlu geri bildirim, olumlu yorumların etkili olduğunu unutmamak gerekiyor. Bu durumda, işletmenin lojistik, pazarlama, bilgi işlem, İK birimlerinin sürdürülebilir ve kaliteli işi üretmedeki aksaklıklarını gidermende yardımcı olabilecektir.

Birden fazla tarafında bu sürece ikna edilmesi kolay değildir. Hatta bununla  kişisel olarak uğraşmak bile açıkçası ciddi zaman alacaktır.  Tarafların bir araya gelmesi ve ortak bir  metinde uzlaşılması önem arz eder. Zira, çok ciddiyetle bir iş birliğinin içine girilmektedir.  Günümüzde bununla beraber daha hazır çözümlerin olduğu ve kuralların belli olduğu ortaklıkların içerisine girme çözümleri de populeritesini arttıracağını ön görmekteyiz.

Bu kısıma kadar işin teknik adı verilen kısmına girmeden ilerledik.  Bu kısımdan sonra bir parça elleri   teknik konular ile  kirletmeye başlayabiliriz.

İşletmeler karar verdi ve bu sürecin içerisine girmeye adım atma kararı aldı. Nelere dikkat etmelidir. Zira, böyle bir sürecin içine girildiğinde bilinmesi gereken anahtar konular neledir?

  1. Public / Private
  2. TPS
  3. Node
  4. SmartContract
  5. Veri tutma
  6. Veri güvenliği
  7. On-Premise / Cloud
  8. Çevresel donanım veya yazılım yatırımı.
  9. Otorite

Public / Private

“BlockChain” ile ilgili yapılacak yatırım kararı sonrasında değerlendirilecek bir numaralı konu, tarafların iletişimde olacakları ağ sistemi, halka açık olmalı mı yoksa kapalı bir ortam da mı olmalı. Halka açık olma durumunda, tüm kayıtların diğer üçüncü sahıslar tarafından görülebilir mi? Sorunun cevabı izninize tabi veya tasarımınıza göre olacaktır. Zira, tüm bilgileri ve detayları koymak yerine bilgilerin kriptolandığı HASH bilgisini koyarak da ilerlenebilir. Peki bir birinden ne farkı var bu sürecin. “Public” ağ içinde aslında çok fazla donanım yatırımı yapma ihtiyacınız olmuyor. Zaten var olan bir ağ içerisine dahil oluyorsunuz genel olarak. Sadece işlettiğiniz “smart contract” içindeki kod parçacığının her bir hesaplanmış değerine göre kripto ödeme yapılıyor. Alt yapı yatırım maliyetine ait kullandıkça öde mantığı. “Private” tercih ettiğinizde tamamen izolesiniz ve tüm ağ sistemini kurmak ve yürütmek sizin sorumluluğunuzdadır. “BlockChain” sürecine ilk adımını atan bir çok firma başlangıç için “Private” olmayı tercih ettiğini gözlemliyoruz. Lakin, adaptasyon ve çalışma şeklinin değişimine ayak uydurma ile birlikte bu oranın “Public” yönünde evrildiğini göreceğiz. Global’de bu konuda yatırımların %75 ile “Public” ağlara yönelimin ağır bastığını görüyoruz. “Forester, November 2019”

“Public” konusunda liderliği elinde bulunduran yapı şu an için “Ethereum” gözükmektedir. “Private” tarafta ise tereddütsüz “HyperLedger” hakimiyeti söz konusu. “HyperLedger” ağdaki katılımcı sayısına göre çok yetenekli çözümler sunmakta ve fakat “Node” (taraf) sayısı arttıkça alternatif çözümlerinde değerlendirilebileceği performans sunduğunu gözlemlemekteyiz. Bununla birlikte “Corda” ve “Quorum” ağ yapıları da “Private” çözümler için ideal olabilmektedir.

TPS

“BlockChain” ile ilgili en dikkat edilecek teknik husus ölçek sorunudur. (T)ransaction (P)er (S)econd. Bir saniyede neticelenebilen kayıt hareket sayısı.  Merkezi sistemlere göre baktığımızda teorik sınırlar bile fazlasıyla yeterli olmakta ve kaynaklar “CPU, Disk, Memory” gibi arttırımlar ile desteklenebilmektedir. Ortak kayıt deftereninin tutulduğu durumlarda eş zamanlı “consensus” tarafların tam onayına bakan protokol kullanılırsa sürenin yüksek ölçekte düştüğünü görebilmekteyiz. Şöyle düşünelim, merkezi bir noktaya veriyi yazıp “Commit” edildiğinde kayıt neticelenebilmekte, dağıtık yapıda ki tüm tarafların aynı kayıt bilgisini “Commit” yapıp sonrasında bu bilginin tekrar taraflar ile paylaşmanın süresinin farklı olabileceğini görebilmekteyiz.

Saniyede işlem hızının 7 ile 200 arasında değiştiği bu sistemlerin, günümüz koşullarındaki yapılar ile mücadele etmesi için daha fazla efor harcanması gerektiği bilinmektedir.

Buradaki önemli belirleyici noktaların başında “Consensus Protokol” olduğunu görmek gerekir. Bu konuda, bilim adamları, mühendisler, matematikçiler ve birçok ilgili ekipler bu ölçeklenme sorununu iyileştirmek için arayış içindedir.

Bunlardan sonuncusu, “Team Rocket” adlı bir grubun ürettiği “Avalanche” protokolü ve “DAG” adı verilen blok zinciri tutma yönetiminin birleştirildiği mimaridir.

“Prof. Emin Gür Sirer” tarafından önderliği yapılan bu yapının, bir çok konuda endüstriyi değiştireceği iddiasını yakından takip edilmektedir. Yakın zaman içerisinde “AVA” adı verilen kripto para ve Ethereum ağı üzerinde “Public” bir yapı ile ilerleyecek, ister kripto para isterse iş ihtiyaçlarının karşılanabileceği (test ortamlarında) saniyede 7000 işlemin neticelendirilebildiği bir yapı ile karşımıza çıkacağını görmekteyiz.

Node

Çok çeşitli versiyonları olsa da, temel olarak sizin ağ veya iletişimde olduğunuz kanaldaki kayıtlarınızı tutan ve onaylama sürecine yürüten sunucu(lar) dır. Bu “node” ları çalışır vaziyette olması ve sistemde devamlılığı önem arz etmektedir.

SmartContract

“BlockChain” içerisindeki kayıt bloklarına, yeni bir blok eklenmeden önce çalışan kod parçacığıdır. Bu kod parçacığı ve içinde tuttuğu bilgiler ile birlikte blok kayıt edilir. Aslında tarafların arasında antan kaldığı süreçlerin değiştirilemez kayıtlarını oluşturan ve son durumlarını takip eden yapıdır.

Veri tutma

“BlockChain” bilgiyi HASH adı verilen SHA256 veya farklı kriptolama yöntemiyle tuttuğu sistemdir. Amaç tüm bilgiyi veri tabanı gibi blokların içerisinde tutmak değil, tutulan bir verinin HASH olarak kodlanmış değeri ve son durumunu tutmak olarak adlandırılır. Bir yaklaşım her türlü resim, ses, doküman gibi verilerin bloklarda yer almaması sadece kriptolanmış değerlerinin tutulması yönündedir. Başka bir yaklaşımın ise bu verileri tutabilecek teknolojiye ulaşması gerekliliği sebebiyle bloklarda veri tutmayı tercih etmektedir. (Teorik limitleri çerçevesinde)

Veri güvenliği

Taraflara ait tutulan verilerin, sahibi olan taraf haricinde kimsenin erişemediği veya değiştiremediği güvenlik alt yapısını nasıl sağladığı sorgulanmalıdır.

On-Premise / Cloud

“BlockChain” çözümleri, “OpenSource” açık kaynak kodlu olmasına rağmen, “Node” yapılarının lokal ortamlarda değilde bulut ortamında olması önerilmektedir. Her taraf kendi özel “Node” bilgisini kendi sertifikaları ile kontrol edebilmektedir. Peki neden “Cloud” sisteme ihtiyaç duyabiliriz. IBM, Microsoft bu konuda yaptıkları yatırım ile aslında “Network” yönetim ve “SmartContract” yönetim ve ölçeklendirme konusunda daha etkin hizmet sağladıkları için olabilir. Zira, bir “SmartContract”  (bu arada IBM smart contract yerine “ChainCode” ifadesi kullanır.) güncellendiğinde tüm “Node” taraflarına yayımlanması gerekir. Bulut ortamda bu işlemler daha yüksek ve güvenli yapılabimektedir.

“On-Premise” tercihi işletmenin kendi yönetimini ve maliyetlerini kontrol altına alabilmek için gerekli olan bir tercihtir. Aynı zaman işletim sistemi olarak Linux veya Windows üzerinde kullanım avantajları bulunmaktadır.

Çevresel donanım veya yazılım yatırımı.

Şu bir gerçek, “BlockChain” bir uygulamanın “Next… Next…” yüklendiği ve hemen kullanıma başlandığı bir çözüm olarak görülmemelidir. Tam anlamıyla mental değişiklikdir.

Tarafların “BlockChain” için kayıt oluştururken, dış etkenlere ait bilgileri kayıt edildiği, mobil QRCode ile işaretlendiği gibi çözümler hayatımıza girebilir. Bu sebeple, çözümü tamamlamak için sıcaklık ölçen, nemi ölçen, kişi sayısı ölçen,GPS bilgisi kayıt eden bir çok farklı sensörleri sonuçlarıyla ilerlenebilen bir yapı olabilir.

Otorite

Hangi yapı olursa olsun, bir otorite arayışımız devam edecektir. Her ne kadar işin özüne ters olsa da, kontrol edebildiğimiz kadar kısımda süreci ilerletebiliriz. Zaman bilgisi kontrol edilebilir, zira herkes için zaman kavramı tektir. Farklı, takvimler dahi olsa bir karşılığı belirtilebilir. Kontrol edilemeyen herşey cihazlar vasıtasıyla kararlılıkları sağlanabilir. “GPS + Zaman + Sıcaklık”.

Özellikle bu konuda farklı yaklaşımlar ortaya çıkmaktadır. “Proof of Stake” adı verilen, kayıt öncesi kişinin bir varlığını sisteme sigorta olarak koyması işlemin başarıyla tamamlanması sonucunda sigortasını geri alması şeklinde.

Biraz ters olabilir ama, özellikle bu konuda yapılan çalışmaların olgunlaşması için 5 ila 10 yıl sürebilecek bir zamana ihtiyaç olduğu gözükmektedir. Bu konuda öncü olan şirketler büyük yol alacaktır.

Sonuç

“SpaceX” ile başladık, onunla bitirelim.  “Falcon9” roketlerini geliştirebilmek yıllar süren bir yatırım yapmıştır. Tüm bu denemeler sonunda başarıya ulaşmıştır. Bugün bunun meyvelerini toplamaktadır.

Daha verimli bir iş hayatı için verilen yatırım mücadelesinin “Quick Win” ler ile ilerlemenin işletmeye uzun vadede yararının yeterli olmayacağını naçizane belirtmekte yarar vardır. “BlockChain” dijital bir trend parçası olmasından öte işletmelere ve hatta kişilere büyük fırsatlar sunabiliyor. Her işletmenin mutlaka kendi bünyesinin bu konudaki araştırmasını yapmasının ve bir rapor hazırlamasının yararlı olabileceğini düşünüyorum.

22 Mayıs 2020’de gerçekleştirdiğimiz “Blockchain Teknolojisi” webinar kaydını youtube kanalımızdan izleyebilirsiniz.

Blok Zinciri yazı serimizi Obase blog sayfamızdan takip edebilirsiniz.

No Comments

Post a Comment